DİSK İç Anadolu Bölge Temsilciliği, 59. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla "Haydi örgütlenmeye, haydi DİSK'li olmaya" sloganıyla Ankara'da Ulus Atatürk Anıtı önünde açıklama yaptı. Alanda; "Birleşe birleşe kazanacağız", "Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz", "Hak,hukuk,adalet" sloganları atıldı.
Açıklamada, öncelikle saldırılar sonucu yaşamını yitiren DİSK Kurucu Genel Başkanı Kemal Türkler başta olmak üzere, 12 Eylül döneminde yargılanırken "Siz benim ancak ceketimi asarsınız" diyen Abdullah Baştürk, "Üstünü aratma, gerisini sendikana bırak" diyen Rıza Kuas ile İbrahim Güzelce, Mehmet Alpdündar ve Kemal Nebioğlu anıldı.
DİSK’in kuruluş dilekçesinin 13 Şubat 1967’de İstanbul Valiliği’ne verildiği hatırlatılan açıklamada, bu belgenin sadece resmi bir evrak olmadığı vurgulanarak, "DİSK, işçi sınıfının sermaye düzenine karşı bir yanıtı olarak kurulmuştur ve varlığını hep bu şekilde sürdürmüştür" diye kaydedildi.
"Bizi kurtaracak olan kendi güçlü kollarımızdır"
Açıklamada, DİSK’in tarihsel rolü şu sözlerle anlatıldı:
"DİSK, 'Artık bu böyle gitmez' diyen işçilerin, tarihin akışını değiştirme iddiasıdır. Sermaye düzeni adaletsizlik üretirken DİSK’in yanıtı 'Kısa çöp uzun çöpten hakkını alacak' olmuştur. Sermaye düzeni baskıların, yasakların artmasını isterken DİSK’in yanıtı 'Demokrasi, hak ve özgürlük mücadelesi' olmuştur. Sermaye düzeni 'böl-parçala-yönet' taktiğini uygularken DİSK’in yanıtı 'İşçilerin birliği, halkların kardeşliği' olmuştur. Bugün, 59 yıl sonra, toplumun çoğunluğu haline gelmiş olan, ülkenin bir bölgesinde değil, dört bir yanında nüfusun çoğunluğunu oluşturan işçi sınıfına taşımamız gereken bilinç tam da budur: Bizi kurtaracak olan kendi güçlü kollarımızdır."
"Biz işçiler patronlarımızdan daha fazla vergi veriyorsak bu adaletsiz düzeni değiştirmek için örgütlenmekten başka çare yoktur"
2026 yılına ilişkin değerlendirmelerde ise asgari ücretin açlık sınırının altında belirlenmesinin ve daha ele geçmeden enflasyon karşısında değer kaybetmesinin nedeninin sendikalaşmanın önündeki engeller olduğu belirtilen açıklamada, en düşük emekli aylığındaki gerilemenin de emeklilerin örgütlenmesinin engellenmesiyle bağlantılı olduğu ifade edildi. Açıklamada, emekli sendikalarını kapatanların bu tablonun sorumlusu olduğuna dikkat çekilerek "Sadece gelirde değil, vergide adaleti sağlamanın yolu da örgütlü mücadeleden geçmektedir. Son 12 yılda ücretlilerden kesilen toplam gelir vergisi 5,2 trilyon lira iken şirketlerin kârlarından alınan kurumlar vergisi 3,6 trilyon lirada kaldıysa; yani biz işçiler patronlarımızdan daha fazla vergi veriyorsak; üstelik vergi dilimlerinin düşük belirlenmesi nedeniyle 2026’da çok daha fazla vergi vereceksek; bu adaletsiz düzeni değiştirmek için örgütlenmekten başka bir çare yoktur" denildi.
AK Parti hükümeti başta olmak üzere çeşitli hükümetlerin işçi sınıfının en önemli kazanımlarından olan kıdem tazminatına defalarca el uzatmaya kalktığı ifade edilen açıklamada, "DİSK başta olmak üzere işçi sınıfının direnişi karşısında her seferinde ellerini geri çekmek zorunda bırakılmıştır. Bu hakkımızı korumanın, geliştirmenin ve çocuklarımızın emanetine sahip çıkmanın yolu örgütlü olmaktır, örgütlerimizi büyütmektir" görüşü dile getirildi.
"Gerçek bir demokrasi için örgütlü toplum şarttır"
Açıklamada, işçilerin örgütlü mücadelesini büyütmek; sadece işçilerin meselesi değil aynı zamanda memleketin meselesi olduğuna dikkat çekilerek "Nüfusun büyük bir çoğunluğunu oluşturan ve sendikalı olduğunda hayatı durdurabilecek olan işçi sınıfı, örgütsüz kaldığında sadece işimiz, aşımız, ekmeğimiz değil demokrasimiz de tehditlere karşı savunmasız kalmaktadır. İktidarı ele geçirenler 'Anayasa’yı tanımıyorum', 'Mahkeme kararlarını tanımıyorum', 'Seçimleri tanımıyorum', 'Seçmen iradesini takmıyorum' dediğinde; yargı siyasallaştığında ve güçlüleri denetlemesi gerekirken onların emrine girdiğinde tüm bunları önleyecek olan güç kimdir? Her zaman söylediğimiz gibi; gerçek bir demokrasi için örgütlü toplum şarttır" ifadeleri kullanıldı.