CHP Aile ve Sosyal Hizmetler Gölge Bakanı Aylin Nazlıaka, 5651 Sayılı Kanun’da yapılması planlanan sosyal medya ve dijital oyun düzenlemesine sert tepki gösterdi. Nazlıaka, teklif edilen değişikliğin çocukların üstün yararını korumaktan uzak olduğunu belirterek, “Bu düzenleme çocuk güvenliği değil, ifade özgürlüğü ve kişisel veriler üzerinde merkezi denetim ve sansür mekanizması kurma girişimidir” dedi.
“Çocukların üstün yararı değil, özgürlüklerin daraltılması hedefleniyor”
Nazlıaka, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın 5651 Sayılı Kanun’da yapmak istediği değişikliğin dijital oyunlardan sosyal medyaya kadar geniş bir alanı kapsadığını belirterek, bunun yeni bir denetim ve sansür düzeni oluşturacağını vurguladı.
Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde hazırlanan “çocukların dijital mecralarda korunması”na ilişkin Alt Komisyon raporunu da eleştiren Nazlıaka, raporun bilimsel veri, etki analizi ve ölçülebilir politika önerilerinden yoksun olduğunu ifade etti.
Nazlıaka, CHP İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Çocuk Hakları Alt Komisyonu Üyesi Mahmut Tanal’ın muhalefet şerhine dikkat çekerek, raporun çocukların dijital istismar, veri ihlali ve psikolojik manipülasyon karşısındaki kırılganlığını sistematik biçimde ele almadığını söyledi.
“AKP’nin yasakçı zihniyeti çocukları korumaz”
Nazlıaka, iktidarın yaklaşımını “erişimi kısıtlamak ve içerikleri yasaklamak” olarak tanımlayarak şunları kaydetti:
“Çocukları korumak; korku üretmekle ya da özgürlük alanlarını daraltmakla değil, bilimsel, hak temelli ve denetlenebilir kamu politikalarıyla mümkündür. Çocuk güvenliği bir sansür gerekçesi olamaz.”
Nazlıaka’ya göre çocukların dijital ortamda maruz kaldığı risklerin önemli bir kısmı kamu kurumlarındaki veri güvenliği açıklarından kaynaklanıyor. Bu nedenle sorumluluğun ailelere yüklenmesinin kabul edilemez olduğunu belirten Nazlıaka, çocukların korunmasının kamusal bir yükümlülük olduğunu vurguladı.
“Veri yoksa politika da yoktur”
Nazlıaka, Alt Komisyon raporunda yaşa göre risk analizi, bölgesel farklılık, kırılgan gruplara ilişkin veri ve etki analizi bulunmadığını belirterek, “Bilimsel veri olmadan hazırlanan bir metin, çocukları korumaz; sorunu görünmez kılar” dedi.
Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne atıf yapan Nazlıaka, çocukların karar alma süreçlerine dahil edilmediğini ve raporda çocuk görüşlerine yer verilmediğini ifade etti.
CHP’nin “Hak Temelli Dijital Çocuk Güvenliği” Modeli
Nazlıaka, Cumhuriyet Halk Partisi’nin yasakçı değil, koruyucu ve güçlendirici bir model önerdiğini açıkladı. Öne çıkan başlıklar şöyle:
-
Yıllık “Çocuk Dijital Risk Haritası” yayımlanması
-
Çocuk verilerinin “yüksek hassasiyetli veri” olarak tanımlanması
-
Kamu kurumlarına zorunlu siber güvenlik standartları
-
Veri sızıntılarında yöneticilere doğrudan sorumluluk
-
Çocuk istismarı içeriklerine sıfır tolerans
-
Sansüre yol açmayan, yargı denetimine açık sosyal medya güvenlik standartları
-
İlkokuldan itibaren dijital okuryazarlık eğitimi
-
7/24 çalışan dijital istismar ihbar hattı
-
“Çocuk Dijital Güvenlik Meclisi” kurulması
Nazlıaka, tüm düzenlemelerin Anayasa’ya ve ölçülülük ilkesine uygun olması gerektiğini vurgulayarak, keyfi yasaklar yerine hedefli müdahale modelinin benimsenmesini istedi.
“Çocuk hakları anayasal yükümlülüktür”
Nazlıaka açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Biz çocukları yasaklarla değil, bilinçle; baskıyla değil hak temelli politikalarla koruyacağız. Çocuk hakları bir tercih değil, anayasal bir yükümlülüktür. Ve bu yükümlülük ertelenemez.”