18 Mart'ta üniversite diploması iptal edilen ve ertesi günü düzenlenen operasyonla gözaltına alınan CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında, diplomasıyla ilgili "zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik" iddiasıyla açılan ve 8 yıl 9 ay hapsi istenen davanın dördüncü duruşması, İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesi’nce Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kampüsündeki 2 no’lu duruşma salonunda görüldü.
Bir önceki duruşmada ara kararını kuran hakim, idare mahkemesindeki İmamoğlu’nun diploma iptaline karşı açtığı davayı, bekletici unsur olarak kabul etmişti. Hakim, kararın henüz kesinleşmediğini belirtti. İmamoğlu’ndan, savunmasını ek sözleri olup olmadığını sordu.
İstanbul 5. İdare Mahkemesi heyeti, bu duruşmadan önce, İmamoğlu’nun diploma iptaline karşı açtığı davanın oy birliğiyle reddine karar vermişti.
İmamoğlu, alkışlarla karşılandı
Jandarma eşliğinde, salona getirilen İmamoğlu, alkışlarla karşılandı. Hakim, idare mahkemesindeki, İmamoğlu’nun diploma iptaline karşı açtığı davadaki kararın henüz kesinleşmediğini belirtti.
Duruşmada ilk sözü avukat Tora Pekin aldı. Pekin, “Ocak 2026 tarihinde mahkeme kalemince sisteme bir evrak yüklendiğini gördük. Bu yazılım üzerinden dosyaya eklendiği anlaşılıyor. Mahkemeniz tarafından yazılmış bir yazı söz konusu. Dosyaya düştüğünde bunu gördük ve çıktısını da aldık. Ancak buraya gelmeden önce, bu hafta dosyaya yeni bir evrak gelip gelmediğini kontrol ettiğimizde söz konusu belgeyi göremedik. Sizin de şu an okumamanızdan hareketle, acaba bu evrak sehven mi dosyadan çıkarıldı, yoksa hâlen dosyada mevcut mu emin olamadık. Eğer dosyada mevcutsa okunmasını talep ederiz; en azından bu hususla ilgili beyanda bulunma imkânımız olur” dedi.
İmamoğlu: “Tarihte görülmemiş bir yargı skandalı”
Ardından Mahkeme Başkanı, İmamoğlu’na savunmasına ekleyecekleri olup olmadığını sordu.
Savunmasına devam edeceğini beyan eden İmamoğlu, ramazan ayının birlik, vicdan ve muhasebe ayı olduğunu belirterek, 2019 yılında ramazan ayında seçimlerin iptal edildiğini, 2025 yılında ise diplomasının iptal edildiğini ifade etti. Mart ayında yargılanacağı sürecin ramazan ayına denk getirildiğini söyleyen İmamoğlu, hakkındaki iddianamenin gerçeği yansıtmadığını, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini kaydetti. Yargı sürecinde hakim değişikliği yapıldığını belirten İmamoğlu, doğal hakim ilkesinin yok sayıldığını aktardı.
İmamoğlu, söz konusu davaların hukuki değil, siyasi olduğunu savunarak, kendisine yönelik sürecin Cumhurbaşkanı adaylığıyla bağlantılı olduğunu ifade etti.
İmamoğlu, savunmasında şunları kaydetti:
"Yaklaşık 16 aydır, iktidarın talimatlarıyla İstanbul’a konumlandırılmış bir avuç muktedir tarafından yürütülen operasyonlar ve oluşan davalar zinciri, tarihte görülmemiş bir yargı skandalı dönemini ülkemize yaşatmıştır. Bunun milletimize maddi ve manevi maliyeti çok ağır olmuştur. Koltuk hırsıyla yürütülen 19 Mart darbesinin maliyeti 250 milyar doları aşmıştır. Milletimiz fakirleşmiş, işsizlik artmış, itibar kaybı yaşanmıştır. Bu utanç verici iddianameyi yazan savcı ise terfi ettirilerek İstanbul’da bir ilçenin başsavcı vekili yapılmıştır. Bilinmelidir ki bu konu ne diploma ne de yolsuzluk meselesidir. Davaların komikliği, korkunun yarattığı yargı sefaletini açıkça göstermektedir. Ahmak, çirkin, casusluk, diploma iptali, evrakta sahtecilik, savcıya hakaret… Rezalet, rezalet, rezalet. Bütün bunların ana sebebi korkudur. Sadece dört seçimi milletimizin oylarıyla kazandığım ve Cumhurbaşkanı adayı olarak önümüzdeki seçimi kazanacağımı gördükleri için, rakiplerinden korkan bir anlayış her yolu mübah görmektedir. Milletimizin gönlündeki temiz yerimi gördükleri için buradayım. Benim milletimle bağım samimidir, sahte değildir. Toplumun büyük çoğunluğu bu yapılanların hukuki değil, siyasi olduğunu bilmektedir. Yurttaşlarımın verdiği güçle alnım ak, başım dik, özgüvenle buradayım. Hiçbir kuldan korkmuyorum.
Ama olan millete oluyor, geleceğimize oluyor. Adalete olan inanç yerle bir edilmiştir. İnsanlarımızın büyük bir kısmı artık adalete inanmamaktadır. Buna utanmak yerine hâlâ rahatça konuşanlarla karşı karşıyayız. Bu zihniyet sadece şahsıma saldırmıyor; milletimizin demokratik yolla iktidarı değiştirme hakkını da gasp ediyor. Millete gözdağı veriliyor. 'İstediğimde malına, mülküne el koyarım' mesajı veriliyor. Milletin nefesi, neşesi ve umudu çalınıyor.
“Bu sahte sürecin içindeki tüm uygulamalar tamamen siyasidir ve hedef bellidir”
Ucube Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi adı verilen yapı, Türkiye’nin kaderini tek bir kişinin iki dudağı arasına bırakmıştır. Yıkmak için her yolu, çatışmayı ve her türlü kötülüğü göze alan iktidar zihniyeti, 2024 yılı yazından itibaren —burayı dikkatle dinleyiniz lütfen— düğmeye basmıştır. Yerel seçimden dört ay sonra İstanbul’a atanacak başsavcı ve başarılı olursa getirileceği makam çoktan belirlenmiştir.
Bu sebeple şunu söyledim: Yürütülen her işte, her operasyonda ve yapılan tutuklamalardaki hukuksuz ve ahlak dışı uygulamaları savunan ve sürecin savcılığına soyunan, iktidarın başındaki zihniyet olmuştur. İstanbul’daki yargı makamı değiştikten sadece bir ay sonra, Esenyurt üzerinden uydurma yalanlarla, iftiralarla ve operasyonlarla sürece başlanmıştır. Ömrünü akademiye adamış Sayın Prof. Dr. Ahmet Özkan gibi, 65 yaşındaki saygın bir belediye başkanını sabahın köründe evinden aldırmak, tutuklamak ve bir yılı aşkın süre cezaevinde tutmak nasıl bir vicdan çöküşüyse, tutuklu yargılanan bütün arkadaşlarımızın maruz kaldığı tablo da tam olarak budur.
Bir yıl o insanı hapiste yatırdınız ve hakkında hiçbir şey bulamadınız. Herkes ‘masum’ diye haykırıyor. İşte benim hapiste yatan bütün arkadaşlarım da aynı şekilde masumdur. Bu sahte sürecin içindeki tüm uygulamalar tamamen siyasidir ve hedef bellidir. Cumhuriyet Halk Partisi muhtemel adayıyız. Ekrem İmamoğlu ile birlikte hedefteyiz. Hem partimiz hedeftir, hem Cumhuriyet Halk Partisi hedeftir; elbette başkaları da hedeftir. Bütün işlemler adım adım, vahşice ve hukuksuzca yürütülmüş, 19 Mart operasyonu devreye sokulmuştur. Kısacası, 19 Mart siyasi darbe girişimi öncesi ve sonrasıyla ifade ettiğim gibi bu süreç çökmüştür. Hukuksuzdur ve geçersizdir. Burada yargılananlar ve yargılanacak olanlar masumdur.
“Her türlü haksız kazanımınızın, yanlış iş ve işlemlerinizin hesabını adil mahkemelerde vereceksiniz”
Bu süreçte makam ve menfaat elde eden o bir avuç muhterise sesleniyorum: Bu makamlar liyakatle ve alın teriyle elde edilmiş makamlar değildir. Buradan söylüyorum; siz kaçacaksınız ama Türk milletinin iradesi, feraseti, adalet duygusu ve inancı sizi peşinizi bırakmadan kovalayacaktır. Sandık gelecek, gong çalacak, bu fetret devri sona erecek. 86 milyon yurttaşımız kazanacak. İnanın, zaman tahmin ettiğiniz kadar uzun değil; çok kısadır, yakındır, kapının eşiğindedir. Her türlü haksız kazanımınızın, yanlış iş ve işlemlerinizin hesabını adil mahkemelerde vereceksiniz. Kulaklarınıza küpe olsun. Yaşadıklarınız, makamlarınız ve yaşattıklarınız sahtedir, sahteciliktir. Benim çok iyi bildiğim bir büyüğü hatırlatayım: Esas makam nedir biliyor musunuz? Esas makam, aziz milletimizin gönlündeki makamdır. Ben her zaman o makama talip oldum. Milletimi çok sevdim ve milletimin de beni sevmesini arzu ettim. Tek dileğim bu olmuştur. İktidarın zihniyeti yolunu şaşırmış, milletin gönlündeki makamı unutmuştur. Öyle bir şaşkınlığa sürüklenmişlerdir ki, artık bir kişinin gönlündeki makamı gerçek makam zannetmektedirler. Oysa o makam sahtedir, aldatmacadır. Vakti dolduğunda, zamanı bittiğinde bunu anlayacaksınız.
Güç, kendinden emin olana değil; korkana serttir. Koltuğunu kaybetmekten korkanların yolu her zaman sahtecilik olmuştur. Koltuk düşkünü olanların yöntemi tarih boyunca ahlak dışı olmuştur. Dosya üretenler, manşet atanlar, TRT, Anadolu Ajansı, itibarsız ve kişiliksiz sözcüler, medya kuruluşları içindeki tetikçiler… Bir ıslık çalındığında sıçan gibi kaçtıklarını yakın tarihte gördük. Yine sıçan gibi kaçacaklar.
Kendine güvenenler ise bekler. Sakince bekler. Kendinden emin olduğu yüzünden okunur. Gerçeğin konuşmasına izin verir. Ve gerçek asla şaşmaz. İşte ben o taraftayım. O taraftaki konumumu da asla değiştirmeyeceğim. Çünkü ben hakikatin tarafındayım. Didik didik ettiler. Ne oldu? Didik didik ettiler. Yeryüzünde bu şekilde didik didik edilen başka bir insan yoktur. Hücrelerine kadar incelediler."