TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu tarafından yapılan açıklamada, afetlerin küresel ve ulusal ölçekte giderek daha büyük ekonomik ve toplumsal yıkımlara yol açtığına dikkat çekildi. Birleşmiş Milletler Afet Risk Azaltma Ofisi’nin (UNDRR) yayımladığı GAR 2025 raporuna atıfta bulunulan açıklamada, afetlerin yıllık küresel maliyetinin 200 milyar dolara dayandığı hatırlatıldı.
Türkiye özelinde ise tablo çok daha ağır:
1999 Marmara depremlerinin yaklaşık 17 milyar dolar olan maliyeti, 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerde 103,6 milyar dolara yükseldi. TBMM Deprem Zararlarını Azaltma Komisyonu’na göre ise gerçek maliyet 148,9 milyar dolar seviyesinde.
“53 Bin 537 Canın Hesabı Sorulmadı”
Açıklamada, 6 Şubat depremlerinde 53 bin 537 yurttaşın hayatını kaybettiği, yüz binlerce insanın yaşamının geri dönülmez biçimde değiştiği vurgulandı. Afetlerin yalnızca ekonomik değil, toplumsal ve psikolojik yıkımlar yarattığına dikkat çekilerek, özellikle çocuklar ve gençler için açılan yaraların hiçbir maddi karşılıkla telafi edilemeyeceği ifade edildi.
“Deprem Davaları Adalet Üretmedi”
Jeoloji Mühendisleri Odası, deprem sonrası açılan davaların büyük bölümünün cezasızlıkla sonuçlandığını, kamuoyunda “yapanın yanına kâr kaldığı” algısını güçlendirdiğini belirtti. Açıklamada, rant odaklı torba yasa düzenlemeleriyle zemin etütlerinin denetimden çıkarıldığı, meslek odalarının dışlandığı ve bilimsel uyarıların görmezden gelindiği ifade edildi.
Konutlar Var, Altyapı Yok: ‘Umutsuzluk Derinleşiyor’
Deprem bölgesinde yapılan incelemelere de yer verilen açıklamada;
-
Geçici teslim edilen konutlar,
-
Kiracıların hak sahibi olamaması,
-
Yerinde dönüşüm projelerinin artan maliyetler nedeniyle yarım kalması,
-
Altyapı, su ve kanalizasyon sorunlarının çözülememesi,
-
Tarihi kent merkezlerinin işlevsizleştirilmesi,
-
Kaçak yapılaşmanın on binleri aşması
gibi sorunların depremzedelerde ciddi bir hayal kırıklığı ve umutsuzluk yarattığı vurgulandı.
“Bu Afetler İlahi Değil, İdari Sonuçtur”
Açıklamanın en dikkat çeken bölümünde şu ifadeler yer aldı:
“Depremler, maden faciaları, yangınlar ve çevre felaketleri arasında özde bir fark yoktur. Ortak payda; denetimsizlik, rant, bilimden uzaklaşma ve cezasızlıktır.”
Oda, Sendai Çerçevesi ve Dirençli Kentler 2030 hedeflerine uygun, katılımcı ve şeffaf bir afet yönetim sisteminin hâlâ kurulmadığını belirtti.
Net Talepler: Kanun, Fon ve Ceza
TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası’nın acil çağrıları şöyle sıralandı:
-
Afet Risk Azaltma Kanunu derhal çıkarılmalı
-
Risk azaltma projelerini finanse edecek yeni bir Afet Fonu kurulmalı
-
“Afet suçu” Türk Ceza Kanunu’nda açıkça tanımlanmalı
-
Afet, Acil Durum ve İklim Değişikliği Bakanlığı kurulmalı
-
Mikrobölgeleme haritaları ülke genelinde tamamlanmalı
-
Yerel yönetimler ve meslek odaları süreçlere dahil edilmeli
“Aynı Acıları Bir Daha Yaşamamak İçin”
Açıklama, “İmar barışı gibi uygulamalarla riskli yapıların meşrulaştırılmadığı, afet risklerini maliyet değil yaşam hakkı olarak gören bir yönetim anlayışına ihtiyaç var” vurgusuyla sona erdi.