Kahramanmaraş Eğitim Sen Şube Başkanı İsmail Tekardıç, depremlerin eğitim kurumlarını doğrudan etkilediğini belirterek, “Tabii deprem üst üste, birbirine yakın tarihlerde gerçekleşti. Bunun etkilerini eğitim kurumları da payını alarak yaşadı. İlk depremde 19 okulumuz yıkıldı. 12 okulumuz acil olarak yıkılması gerekiyordu ve yıkıldı. 64 okulumuz ağır hasarlıydı, 72 okulumuz ise orta hasarlı durumdaydı. Bu üç yıllık süreç içerisinde çeşitli çalışmalar yapıldı” dedi.
“Eğitimin devam eden sorunlarını üç başlıkta toplayabiliriz”
Tekardıç, yaşanan sorunları şu şekilde sıraladı:
“Eğitim emekçilerinin barınma sorunu, öğrencilerin ulaşım sorunu, aynı binada iki ya da üç ayrı okulun eğitim-öğretim yapması, aynı binada eğitim yapan okullarda ders saatlerinin 35 dakikaya düşürülmesi. Bu durum öğrencilerin bir anlamda derslerinden geri kalmasına sebep oluyor.
Bir diğer sorun, konteyner kentlerde açılan prefabrik okullarda eğitim-öğretimin zorluğu. Sınıfların küçük olması ve aidiyet duygusunun oluşmaması önemli bir problem. Prefabrik okul olduğu için çocuklar burayı tam anlamıyla bir okul olarak kabul edemiyor. Dolayısıyla uyum sağlamada da zorluk yaşanıyor.
Son olarak, konteyner kentlerde kalan öğrencilerin ders çalışma imkânlarının olmaması sorunu var. Biz bunları eğitimsel açıdan tespit ettik. Bu sorunların bir an önce giderilmesi için yetkililerle de görüştük. Umarım en kısa zamanda her şey yoluna girer.”
“Konteynerlerde yaşam devam ediyor”
Konteynerlerde halen yaşamın devam ettiğini belirten Tekardıç, şunları söyledi:
“Konteyner kentlerle ilgili olarak şu anda tespitimiz, iki konteyner kentin halen faal olduğu yönünde. Burada öğrencilerimiz ve aileleri yaşamaya devam ediyor. Geliş-gidişlerde çeşitli problemler ve sıkıntılar yaşanıyor. İlçe Millî Eğitim ve İl Milli Eğitim'le yaptığımız görüşmelerde, konteyner kentlerin kaldırılacağı, herkesin yapılan TOKİ konutlarına yerleşeceği ve bu sürecin bir an önce sona ereceği ifade ediliyor.”
“Derslik sıkıntısı var”
Deprem öncesi yaşanan derslik sayısının halen devam ettiğini belirten Tekardıç, “Derslik açısından bakıldığında ise depremden önce de bazı sıkıntılarımız vardı. Öğrenci sayılarımız genelde 30-35 civarında. Hatta ilkokullarda ve ortaokullarda 40 civarında olan yerler de var. Bu durum ciddi bir derslik problemi olarak karşımıza çıkıyor. Bunun en iyi çözümü, bir an önce yeni okullar yapmak ve sınıf mevcutlarını 24-25 seviyelerine indirmektir. Sınıflardaki bu yoğunluk hem öğretmenler açısından hem öğrenciler açısından hem de okul idareleri açısından oldukça zor bir durumdur” ifadelerini kullandı.
Depremi her boyutuyla yaşadık”
Eğitim-İş Şube Başkanı Fuat Kuyucu ise değerlendirmesine depremde yaşamını yitiren yurttaşları anarak başladı. Kuyucu, “Evet, dediğiniz gibi depremin üzerinden üç yıl geçti. Bizler de birçok yerde açıklamalar yapıyoruz, konuşmalar yapıyoruz. Ama emin olun, yaptığımız bu konuşmaları sadece temsili bir başlangıç olarak görmüyoruz. Bizler depremi yaşadığımız anda babaydık, bir eştik, bir öğretmendik. Yani depremi her boyutuyla yaşadık” dedi.
“Kamusal eğitimden uzaklaşıldı”
Eğitimi bir bütüncül olarak değerlendirdiklerinde kamusal eğitimden uzaklaşıldığını net biçimde söyleyebileceklerini belirten Kuyucu, şunları dile getirdi:
“Peki kamusal eğitimden uzaklaşmayı nasıl aşarız? Bunu biraz açmak gerekir. Eğitim, ilk dönemlerde konteynerlerle geçici olarak başlamıştır. Ancak daha sonrasında konteynerler kalıcı hâle gelmiştir. Bugün hâlâ birçok öğrencimiz konteynerlerde eğitim öğretime devam etmektedir. İnşaatların, tozun toprağın içerisinde öğretmen arkadaşlarımız ve öğrencilerimiz maalesef eğitim öğretime devam ediyor.”
“Derslik açısında artış var ama yeterli değil”
Derslik açısından sayısal artışın olduğunu ancak bunun deprem bölgesi için yeterli olmadığını ifade eden Kuyucu, “Deprem öncesine göre derslik sayılarımızda bir artış oldu mu? Evet, yeni yapılan okullarımız var. Peyderpey teslim edilen okullar var. Ancak bunlar deprem bölgesi için yeterli değil. Derslik başına düşen öğrenci sayımız hâlâ çok fazla” dedi.
“Depremin yol açtığı travma devam ediyor”
İnsanların deprem travmalarını henüz atlatamadığına dikkat çeken Kuyucu, şunları söyledi:
“İnsanlar deprem bölgesinde yaşadıkları travmaları hâlâ atlatabilmiş değiller. Evet, travmaları atlatmanın yolları çok farklı olabilir. Bildiğiniz gibi, bir insanın sahip olduğu ev, araba ve sosyal yaşam bunun bir parçasıyken, bizler tabii ki eğitimciyiz. Mühendis değiliz, inşaatla birebir ilgimiz yok. Ancak bugün baktığımızda, inşaatların yapıldığı bölgeler, bu alanların şehir merkezine olan uzaklığı ve teslim edilen konutların çevreye etkisi açısından çok da olumlu bir tablo olduğunu söyleyemeyiz.”
Kuyucu, Kahramanmaraş’ta yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:
“Peki Kahramanmaraş’ta ne yapılması lazım? Eğitim açısından beklenti nedir? Birinci olarak, fiziki şartların iyileştirilmesi gerekiyor. Fiziki şartlardan kastımız nedir? Derslik alanlarının artırılması, yıkılan binaların yerine yeni binaların yapılması. Diğer çok önemli bir konu ise şudur: Bugün çocuklarımıza verilen eğitim hizmetleri büyük ölçüde ücretli öğretmenler aracılığıyla sağlanmaya çalışılıyor. Özellikle deprem bölgesinde bu sayı çok daha fazladır. Eğitimin ücretsiz olması gerekir. Bu nedenle ücretli öğretmen uygulamasına son verilmelidir. Yeni derslikler ve yeni yaşam alanları oluşturulmalıdır. Ancak yeni yaşam alanları oluşturulurken okulu bir kompleks olarak görmek gerekir. Okulun içerisinde birçok sosyal alanın da yer alması gerekir. Eğer bizler okulu yalnızca ders verilen bir mekân olarak görürsek, burada çok şey kaybederiz.”