Okunma : 108
Tarih : 17.01.2026
E-Mail : mehmed.ok33@gmail.com
Mehmet OK
Atatürk’ü Karnelerden Kaldırırsınız ama Çocukların Kalbinden Silemezsiniz…
Bir Karneden Fazlası Gitti….
Bugün çocuklarımız karne aldı. Bir kâğıt parçasından Atatürk’ün resmini kaldırdınız. Sorun bu mu? Hayır! Sorun çok daha derin, çok daha kirli.
Atatürk’ü karneden silmekle biteceğini sandınız. Yanıldınız… Atatürk bir fotoğraf değildir. Atatürk akıldır. Atatürk itirazdır. Atatürk “neden?” diye soran çocuktur. Ve siz en çok bundan korkuyorsunuz.
Öğretmenin tahtaya yazdığı ilk “özgürlük” kelimesinde Atatürk vardır. Haksızlık karşısında susmayan çocukta Atatürk vardır. Bilimi seçende, ezberi reddedende, biate sırt çevirende Atatürk vardır. Siz onu çerçeveden indirdiniz sanıyorsunuz; o bu halkın damarlarında dolaşıyor.
Ama mesele resim değil. Mesele karne hiç değil. Mesele, Milli Eğitimin göz göre göre çökertilmesidir.
Bugün okullar bilgi üretmiyor, itaat üretiyor. Düşünen çocuk değil, susması öğretilmiş nesil isteniyor. Bilim budanıyor, dogma parlatılıyor. Akıl küçültülüyor, biat büyütülüyor.
Milli Eğitim artık “milli” değildir. Çünkü milli olmak; Cumhuriyet demektir, laiklik demektir, bilim demektir, eşit yurttaşlık demektir. Bugün eğitim, bir milletin geleceğini kuran yapı olmaktan çıkarılmış, ideolojik bir deney masasına yatırılmıştır.
Öğretmen yoksul. Okul yoksun. Çocuk umutsuz. Ama kimsenin umurunda değil. Asıl yoksulluk; çocukların hayal kurma hakkının gasp edilmesidir.
Atatürk’ü karneden kaldırmak bir tercihtir. Bu tercih, Cumhuriyetle kavga etmektir. Laik ve bilimsel eğitimi tasfiye etmektir. Ama hâlâ anlamadığınız bir şey var: Bu ülke Atatürk’ü müfredattan öğrenmedi. Bu halk Atatürk’ü yoklukta öğrendi, direnişte öğrendi, bağımsızlıkla benimsedi.
Atatürk’ün ışığını söndüremezsiniz. Yetmez gücünüz. Çünkü o ışık artık bir kişinin değil, bu ülkenin çocuklarının gözlerindedir.
Ve o gözler büyüdüğünde, siz karanlığı savunurken, onlar bu ülkenin hesabını akıl, bilim ve cesaretle soracaktır.