7 Şubat 2026 Cumartesi


13:45    ÖZDAĞ’DAN HATAY ÇıKıŞı: “ANAHTAR VAR, YUVA YOK… HATAY ÇAMUR DERYASıNA TERK EDILDI”   13:38   TÜRKIYE’DE KAYıP ÇOCUK GERÇEĞI MECLIS GÜNDEMINDE: TANRıKULU’NDAN ÇARPıCı SORULAR   11:42   İKI MEŞALELI TARIHI AÇıLıŞ: MILANO-CORTINA 2026 KıŞ OLIMPIYATLARı BAŞLADı   10:22   6 ŞUBAT’ıN ARDıNDAN MERSIN’DE İYILEŞME BULUŞMASı: “UNUTMADAN DEVAM ETMEK”   20:10   ÜÇ YıL GEÇTI, ACı DINMEDI: TOROSLAR’DA DEPREM DEĞIL İHMAL KONUŞULDU   20:04   TARSUS’TA 6 ŞUBAT’ıN ACıSı UNUTULMADı: KAYBEDILEN CANLAR DUALARLA VE HELVA İKRAMıYLA ANıLDı   19:51   16 YAŞıNDAKI HIRANUR İÇIN ADALET ÇıĞLıĞı: “CEZASıZLıK BITENE KADAR BURADAYıZ”   19:34   BAROLAR HATAY’DA SESSIZ ÇıĞLıK OLDU: 6 ŞUBAT’ıN 3. YıLıNDA ADALET İÇIN ORTAK YAS   18:24   MEP’TEN GÜVENLIK VE YATıRıM VURGUSU: “HUZURLU MERSIN, GÜÇLÜ EKONOMI”   16:30   ÖZGÜR ÖZEL’DEN CUMHURBAŞKANı ERDOĞAN’A: DEPREM KONUTLARıNDAN ’FAIZ ALMAYACAĞıZ’ DE AĞıZ DOLUSU TEŞEKKÜR EDECEĞIM   16:29   6 ŞUBAT DEPREMLERININ ÜÇÜNCÜ YıLı.. ÜMIT ÖZDAĞ, HATAY BAROSU VE HATAY ESNAF VE SANATKARLAR ODALARı BIRLIĞI’NI ZIYARET ETTI   12:28   DANıŞTAY’ıN GÖKÇEK HAKKıNDAKI KARARı... ABB, BÜLENT ARıNÇ’ıN TANıK OLARAK DINLENMESI ISTEMIYLE ANKARA CUMHURIYET BAŞSAVCıLıĞı’NA BAŞVURDU   11:27   ÖZGÜR ÖZEL ADıYAMAN’DA ŞAMBAYAT BELEDIYESI’NI VE GÖLBAŞı DEPREM ŞEHITLIĞI’NI ZIYARET ETTI   09:22   TAHLIYE EDILEN ZEYDAN KARALAR, HAVALIMANıNDA COŞKUYLA KARŞıLANDı: ADANA’DA YAPACAK ÇOK IŞIMIZ VAR   09:20   MERSIN BÜYÜKŞEHIR’DEN ŞIFA YOLUNDA BÜYÜK DAYANıŞMA: “DOSTHANE” 5 YıLDA 5 BINDEN FAZLA HASTAYA UMUT OLDU   08:19   6 ŞUBAT DEPREMLERININ ÜÇÜNCÜ YıLı... ÖZGÜR ÖZEL ADıYAMAN’DA SESSIZ YÜRÜYÜŞE KATıLDı   01:07   ÖZGÜR ÖZEL’DEN SERT ÇıKıŞ: “212 GÜN ADANA’Yı BAŞKANıNDAN KOPARDıLAR, YAZıKLAR OLSUN”   01:05   ÇELIK’TEN SILIVRI ÖNÜNDE SERT ÇıKıŞ: “ZEYDAN KARALAR İFTIRAYLA AYLARCA TUTSAK EDILDI”   01:02   TÜM EMEKLILER SENDIKASı’NDAN İKTIDARA SERT UYARı: BU BIR ANAYASA İHLALIDIR**   22:17   “ÜÇ YıL GEÇTI, ACı DINMEDI: SEÇER VE ÖZEL 6 ŞUBAT’TA ADıYAMAN’DA”  
 
     
 
 
image

Okunma : 50  Tarih : 7.02.2026  E-Mail : fatihberkil@hotmail.com

 
Ramazan  Kara.

Mehmet Dev Ağabeyin Ardından

  MEHMET DEV AĞABEY’İN ARDINDAN
  1980 Yılının ilk günlerinde, Huzurkent’te öğretmen olarak göreve başladığımda, çok ilginç olaylarla karşılaştım.
  Ben –daha- göreve başlamak için okula varmadan “TÖB DER üyesi solcu bir öğretmen olduğum” ile ilgili bilgim gitmiş. Okul müdürümüz de sağ görüşlü olduğu için atanmış biri.
  Göreve başladığım gün, beni “Ramazan Gardaş, sen gelmeden solcu ve başarılı bir öğretmen olduğunun bilgisi geldi. Benim için siyasi görüşten çok öğretmen arkadaşımın huzurlu ve verimli olarak çalışması önemlidir. O nedenle –sen de kabul edersen- öğrenci velilerinin çoğunun sağcı olduğu bir sınıfı sana vermek istiyorum.” diyerek karşıladı.
  Ben de “Evet, sol görüşlü ve TÖB DER üyesi biriyim ve beni öğrenci velilerimin siyasi görüşünden çok öğrencilerimin başarısı ilgilendirdiği için hangi sınıfı verirseniz, o yönde eğitim-öğretim hizmeti veririm” diye karşılık verdim.
  Öğretmenliğimin ikinci gününde, okula geldiğimde, 3 öğrencimin sınıfta olmadığını ve başka bir şubeye gönderildiğini öğrenince, okul müdürüne nedenini sordum ve “Gardaş, bizim ülküdaşlardan üçüne o kadar dil dökmeme karşın çocuklarının sende okumasını istemediler. Benim buraya müdür olarak atanmamı sağlayanlardan biri de aralarında olunca sınıf değişikliğini kabul etmek zorunda kaldım. Özür dilerim” yanıtını aldım.
  Haklı olarak çok şaşırdım ve “Okul müdürü tarafından, öğrenci velilerine hedef gösterildiğimi” düşündüm ama daha sonraki davranışlarına bakınca yanıldığımı anladım.
  Okul müdürü olarak hep arkamda durdu çünkü.
  Yukarıdaki olayın yaşandığı gün, daha önceden tanıdığım ve Huzurkent’te kahvecilik yapan Ahmet Özkan(Koca Ahmet) Amca’nın yanına uğradım.
  Amacım, hem Ahmet Amca’yı ziyaret etmek, hem de kasaba halkı ile tanışıp kaynaşmaktı.
  Ahmet Amca ile sohbet ederken yanımıza gelen yaşlı bir amca “Sen kimlerdensin?” diye sorunca “Ben, buraya yeni atanan öğretmenim” dedim.
  Amca’nın, ilk tepkisi “Kominist Öğretmen mi?” olunca da “Atatürkçü ve Halkçı Öğretmen desek daha doğru olur” diye karşılık verdim.
  “Takittin” diye bilinen amca da “Çok iyi anlattın” dedi ve sohbet koyulaşırken yanımıza, yan tarafta oturan ve her haliyle mertlik kokan bir ağabey gelip “Hocam, ben Mehmet Dev. Takittin Emmi iyi insandır. Sen, O’nu yanlış anlama. Kominist Öğretmen olayına gelince burada istediğin gibi davran. Hiç kimseden korkup çekinme. Arkanda ben varım” diye özetleyebileceğim şeyler söyleyince “Teşekkür ederim Ağabey. Arkamda olduğun için çok teşekkür ederim ama benim arkamda Atatürk ve O’nun ilkeleri olduğu için kimseden korkup çekinmem söz konusu bile olamaz” dedim.
  Ayağa kalktı ve orada olanlara dönüp “Atatürk’ün öğretmeni böyle olur. Eğilmez, bükülmez” dedikten sonra gitmek için izin isteyince ben de ayağa kalktım, sarılıp ayrıldık.
  Gittikten sonra, Ahmet Amca’ya “Bu adam kim?” diye sorduğumda “Belediye başkanının kardeşi ve çok mert bir insandır. Sana arka çıktığına göre de, senin hakkında bilgi sahibi olmuştur” diye karşılık verdi.
  O zamanki Belediye Başkanı Veli Dev Ağabey ile tanışıklığım aklıma gelince Mehmet Ağabey’in tavrını daha iyi anladım.
  Huzurkent’te 16 yıl öğretmenlik yaptığım ve neredeyse her aileden birilerini okuttuğum için Mehmet Ağabey’in çocukları da öğrencim oldu.
  Mehmet Ağabey ile epey anı da biriktirdik ama ben birkaçını anlatmakla yetineceğim.
  Mehmet Ağabey’in kardeşlerinden biri olan rahmetli Enver ve birkaç arkadaş ile bir lokantada yemek yiyip rakı içerken Mehmet Ağabey ve arkadaşları da çıkageldi.
  Ayağa kalkıp buyur etsek de kardeşi Enver’i yanına çağırıp bir şeyler söyledikten sonra çekip gitti.
  Enver Kardeşim yanımıza dönünce “Hocam, sayende ağabeyimden aferin aldım” dedikten sonra Mehmet Ağabey’in “Bak kardeşim, oturup içki içeceksen Hocam gibi değerli insanlarla bir arada ol. Çar çakal tayfasıyla oturum içtiğini duyunca –ben- çok üzülüyorum” diye özetleyebileceğim şeyler söylediğini de anlattı.
  Çok mutlu oldum.
  Yemek faslı bitince hesabı ödemek için gittiğimizde, iş yeri sahibi “Biz, Mehmet Dev’in selam verip muhabbet ettiği masadan hesap almayız. Mehmet Ağabey’in itibarı, o hesabı fazlasıyla öder çünkü” deyince Mehmet Ağabey’in, toplumdaki karşılığının canlı tanığı da oldum.
  Mehmet Ağabey ile ilgili anıları anlatmaya başladıktan sonra, Karakol Komutanı ile yaşadığı bir olayı anlatmadan geçmek O’na saygısızlık olur.
  Anlatacağım olay sırasında Mehmet Ağabey Bahşiş Mahallesi Muhtarı ve Karakol Komutanı, Huzurkent’te bulunan 4 muhtar ile bir toplantı yapmak için beklemekte.
  Ancak 3 muhtar geldiği halde dördüncü muhtar gecikince, Karakol Komutanı “Şerefsiz muhtar, bizi nasıl bekletir?” diyerek başladığı söze küfür de ekleyince Mehmet Ağabey, Karakol Komutanına “Şerefsiz sensin. Halkın seçtiği muhtara karşı nasıl böyle söz edersin? Ben geç kalsam bana da mı küfredecektin?” diyerek tepkisini koyar ve komutan özür dilemek zorunda kalır.
  Kahvede otururken benim hakkımda olumsuz şeyler söyleyen bir öğretmen arkadaşımızın yakasına yapışıp “Sen Kimsin de Ramazan Hocam hakkında böyle şeyler söyleyebiliyorsun? O’nun hakkında konuşmadan önce abdest alıp ibadet etmen gerekir.” diyerek koyduğu tepki ise hiç aklımdan çıkmıyor.
  Sanırım, öğrencim de olan oğlu Hasan’ın, bana –sık sık “Sen, benim öğretmenimsin. Ağabeyimsin. Amcamsın. Babamsın” dediğini yazarsam Mehmet Ağabey ile olan yakınlığımı ve kurduğum bağı daha iyi anlatmış olurum.
  Mehmet Ağabey, birkaç yıl önce rahatsızlıklar yaşamaya başlayınca, sağlığı ile ilgili bilgileri oğlu Hasan aracılığı ile an be an aldığım halde, O’nu hasta yatağında görmeye dayanamayacağım için yanına uğramak yerine sık sık telefonla konuşmayı tercih ettim. Hasta olduğu sürecin çoğunda, Koronavirüs Salgını olması, yüz yüze gelemeyişimizin diğer bir nedeniydi.
  Ancak, bir telefon görüşmemizden sonra “Hocam, gelsen de bir görüşsek” deyince dayanamadığım için “Ağabey –pandemi sürdüğü ve sana zarar verme riskim olduğu için- gelirim ve birlikte kahve içecek kadar kalırım.” diyerek yanına vardım.
  Bir ara bana “Hocam, politikaya neden atılmıyorsun? Senin kadar birikimi olmayanlardan milletvekili bile olanlar var. Ben, maddi ve manevi olarak arkandayım” deyince çok mutlu oldum ve “Politika, bana göre bir iş değil ağabey” demekle yetindim. Gerçekten bana göre değil çünkü.
  Laf lafı açtıkça oturduk ve birlikte kahve içecek kadar ayırdığımız zaman 6 saatten fazla oldu.
  Meğer, o görüşme, son görüşmemiz olacakmış.
  10 Şubat 2023 günü, Mehmet Ağabey, yaşam savaşını kaybetti çünkü.
  Yukarıda yazdıklarımı okuyan herkes, O’nun ardından çektiğim acıyı tahmin edebilir.
  O nedenle, o konuda hiçbir şey yazmayacağım.
  Çok şey yazmak bile hiçbir şey yazmamak kadar az kalacağı için yalnız “Mekanı cennet olsun. Kendisine rahmet, sevenlerine sabır ve dayanma gücü dilerim” diyeceğim.
  Mehmet Ağabey aramızdan ayrılınca, eşi Cennet Yenge ile son görüşmemiz hakkında konuşurken Yengemin “Hocam, o gün Mehmet, çocuklar gibi sevindi” dediğinde “Ben de, çocuklar gibi sevimdim” diyebildim.
  Daha fazla konuşsam duygusal zirve yaparak ağlardım çünkü.
  Her zaman, her yerde, her koşulda, dostlarına güven veren ve tanıdığım günden bu yana hep yanımda ve arkamda hissettiğim –soyadı olan- DEV gibi bir insanı kaybettiğimi düşününce, konuşacak gücü bulamayışım başka bir ayrıntı.




 
  YAZARIN ARŞİVİ
 
 
 
  YORUMLAR
 
 
  YORUM YAZIN
 
Adınız Soyadınız :

Yorumunuz :

Güvenlik Kodu : Güvenlik Kodu
Kod :

 








 
  FLAŞ HABER
   
  YAZARLAR
 


 
  EN ÇOK OKUNANLAR
  • Bu Ay
  • Bu Hafta
  • Dün
  • Bugün
 
 


  SOSYAL MEDYA


  GAZETELER
 
 

 







mersinerji.com
ANKA Haber Ajansı
Abonesidir

 
 
ANASAYFA İLETİŞİM KÜNYE HABER ARŞİVİ GİZLİLİK İLKELERİ

 
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz..!
altioksiyaset.com © Copyright 2017-2026 Tüm hakları saklıdır..! İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz..!

URA MEDYA