TÜRK MİLLETİ BU GERİLİME DAYANAMAZ
İyi şeylerin içerisine çaktırmadan kötü şeyleri karıştırarak hedefe varmaya çalışan bir ekip başarırsa sonuç ne olur biliyor musunuz? Tarih böyle felaketlerle doludur. Sonrada o kötülüklerden kurtulmak için bütün insanlar aralarındaki görüş ayrılıklarına rağmen el ele vererek kurtulmaya çalışacak. Fırsat bir kere ele geçirildikten sonra sonuca ulaşana kadar sürdürülecektir. Belki çok insan kaybedilecek, belki zaman uzayacak, belki gereken destek bulunamayacak iş bitmiş gibi, tükenmişlik duygusu hakim olacak, ancak mermi yola çıktıktan sonra hedefe ulaşıncaya kadar gidecektir. Yurdumuzun yurttaşımızın ne kadar büyük bir tehlike ile karşı karşıya olduğu ve bu süreci yaşayacağı kaçınılmaz gibi görülmektedir. Şu bir gerçektir ki terör örgütleriyle içerde savaşmak mücadelenin sadece küçük bir kısmını halledecektir. Kesin çözüme ulaşabilmek için yurtdışı desteğin kesilmesi ve bunun içinde uluslar arası bir diplomatik atağa geçilmesi gerekmektedir. Türkiye’nin başına musallat edilen dış kaynaklı FETÖ ve PKK terör örgütleri ile mücadele bu anlamda sürdürülmeye çalışılmaktadır. Türk ordusu ve Türk halkı bu terör örgütlerinin içerde ve dışarıda bitirilmesi konusunda kesin kararlılığını sürdürmek durumdadır. Her iki terör örgütü için de mücadele ne sebep olursa olsun yarıda kesintiye uğratılırsa bu tarihi fırsatı yakalamak ve Türk milletinin huzur ve güvenliğini sağlamakta o kadar güç olacaktır.
Cumhuriyet kolay elde edilmiş bir kazanım değildir. Ancak Türk milleti çok ağır bedel ödeyerek elde ettiği cumhuriyeti ve devrimleri öyle kolay devretmeyecektir. Devretmeyecektir cümlesini bilinçli olarak kullanıyorum. Cumhuriyetin iç ve dış düşmanları emsali görülmemiş bir kurnazlıkla Türk milletini yanılta bilir. Türk milleti kimin dost kimin düşman olduğunu ayırt edemeyebilir. Bu durumu fırsat bilen terör örgütleri yeni yöntemlere başvuracaktır. Özellikle yeni oluşumlara çok dikkat etmek gerekmektedir. Türk milletinden yana görünerek bir siyasi parti veya başka bir birliktelik kurulabilir. Bu parti ya da birliktelik yeterli desteği sağladıktan sonra Türk milletine karşı ihanetlerini kaldığı yerden sürdürebilir. Cumhuriyet ve demokrasi bir birini tamamlayan öğelerdir. Cumhuriyetin pek çok çeşidi milletler tarafından uygulanmaktadır. Ancak kimi devletlerin adı cumhuriyet ancak orada ne halk ne de demokrasiden eser yoktur. Bir kişinin, zümrenin egemenliği altında halkın çıkarları yerine kişilerin çıkarlarının yasalarla koruma altına alındığı adına cumhuriyet denen yönetimlerde vardır. Demokrasi kişisel hak ve özgürlüklerin korunduğu bir yönetim biçimidir. Ancak cumhuriyet olmadan demokrasi, demokrasi olmadan cumhuriyet olmaz. Bütün bunların zırhı da laikliktir. Laiklik olmadan ne cumhuriyet ne de demokrasi yaşayamaz. O nedenle Türk milletinin tarihten gelen yaşam biçimi olan laiklik aynı zamanda var olma gerekçesidir. Türk milleti yaşam biçimi sayesinde varlığını sürdürebilmektedir. Yurdumuzu bölmek parçalamak isteyen dış güçler kültürümüzü perdeleyerek Türk milletinin tarihte hep laik bir şekilde yaşamasını saklamak istemeleri boşuna değildir. Tarihte kurulmuş olan Türk devletlerinin tamamına yakını laik yaşam biçimini benimsemiştir. Çünkü Türk kültürü ancak bu yolla gelecek nesillere aktarılmaktadır.
Yaşadığımız zamanın öncesinde ve sonrasında yapılan en önemli yanlışın algısı henüz devam etmektedir. Arap kültürü din değildir. Ya da Müslümanlık Arap kültürünü yaşamak ve yaşatmak değildir. Sorun buradadır. Bizim giyim, kuşam, beslenme, askerlik, eğitim, adalet anlayışımız diğer milletlerden farklıdır. Araplardan ise daha farklıdır. Dünyada ilk ceket pantolon giyen, devlet yönetiminde kadına söz hakkı veren bir milletle, bu gün hala kadının insan mı hayvan mı olduğu tartışmasının yapıldığı ve kadının memeli bir hayvan olduğu sonucuna ulaşan Arap zihniyetine Yüce Türk milletinin tahammülü olamaz. Türk milleti bu yapay gerilimlere fazla dayanamaz. Yüce Türk milletinin çoğunluğunu oluşturan Oğuz boylarında kültür laiktir, yaşam biçimi bu ilke ile şekillenmiştir. Geçmişte hep bu yaşam biçimini değiştirmek isteyenlerle de mücadele ederek Türk kültür aktarımını sağlamıştır.
Yüce Türk milletinin yaşam biçimine zorla müdahale ederek belli bir kalıbın içerisine sokulmak istenmesinden son derece rahatsızdır. Bir kişinin yada belli bir çıkar çevresinin kişisel ihtirasları bir millete zorla benimsetilmeye çalışılamaz. Bu bilinçli Türk yurttaşları arasında gerilim yaratmaktadır. Gerilimin nedeni asıl yaşam biçimi belgelerle sabit olan bir millete bedevi çöl kültürünü din diye dayatılması neden olmaktadır. Aslında bu tür gerilimlerden kimler yararlanıyor ona bakmak gerekmektedir. Halkın yaşamına hiçbir maddi katkısı olmayan bu türden yapay sorunların arkasında emperyalizm ve onun işbirlikçileri bulunmaktadır. Yaşadığımız şu zor günlerde karşımızdaki düşmanla kıyasıya savaşırken milleti bir arada tutacak eylem ve söylemler yerine, milleti ayrıştıracak eylem ve söylemlerden uzak durmamız gerekmektedir. Aksi durumda bu millet yaratılan bu yapay gerilimlerin sorumlularını çok ağır bir şekilde cezalandıracaktır. Uyanan Türk milleti dünden bugün daha uyanık, yarın ise oynanan oyunların farkına varacaktır ve son noktayı koyacaktır.
Salim DOĞAN