4 Şubat 2026 Çarşamba


10:05   ANAMUR’DA DERS SEÇIMI MANEVI KAZANCA DÖNÜŞTÜ: KUR’AN-ı KERIM HEDIYESIYLE ANLAMLı BULUŞMA   09:22   GENÇ İŞSIZLIĞINE KARŞı GÜÇ BIRLIĞI: AKDENIZ’DE “GENÇ ADıMLAR KARIYER YOLU” BAŞLADı   09:19   MERSIN ROMAN ÖDÜLÜ’NDE REKOR BAŞVURU: 140 ESER ARASıNDAN “HALEP YOLU” BIRINCI SEÇILDI   01:10   “GROSERI’DEN RAMAZAN’A ÖZEL İFTAR: ALıŞVERIŞI BIRLIK SOFRASıNA TAŞıYOR”   16:06   CHP GRUP TOPLANTıSı... ÖZGÜR ÖZEL’DEN EPSTEIN BELGELERINDE ADı GEÇEN MÜCAHIT ÖREN’E TEPKI: LAYıĞıNı BULACAKSıN IFTIRACı   16:05   MUSTAFA DESTICI’DEN, EPSTEIN OLAYıNA ILIŞKIN AÇıKLAMA: "ÇOCUKLARA DOKUNANıN YAŞAMA HAKKı OLMAMALıDıR"   16:04   KIEV’I ZIYARET EDEN NATO GENEL SEKRETERI RUTTE: UKRAYNA’YA DESTEK DEVAM EDECEK   15:01   KADıGIL, KıZıNıN ISTISMARA UĞRADıĞıNı IDDIA EDEN ANNEYI ZIYARET ETTI... KADıGIL’DEN BAKAN TUNÇ’A: “BELEDIYE BAŞKANLARıNı TUTUKLAMAKTAN VAKIT BULUP TECAVÜZCÜLERLE ILGILENMEYE ZAMANıN OLACAK Mı?”   14:42   ÜMIT ÖZDAĞ’DAN DEVLET BAHÇELI’YE TEPKI: "ARTıK ATATÜRK’ÜN KURDUĞU TÜRKIYE CUMHURIYETI ILE ÖCALAN VE PKK’NıN ŞARTLARıNA TESLIMIYET ARASıNDA BIR SEÇIM ZAMANı"   14:41   CHP’LI ÖZTÜRKMEN, EPSTEIN DOSYASı VE TÜRKIYE’DEKI KAYıP ÇOCUKLARı TBMM GÜNDEMINE TAŞıDı   11:25   6 ŞUBAT’ıN ÜÇÜNCÜ YıLıNDA ADıYAMAN’DA ANMA SEFERBERLIĞI: GENEL BAŞKAN 4 ŞUBAT’TA KENTTE OLACAK   10:15   17 YAŞıNDA GIRIŞIMCILIK: AKDENIZ BELEDIYESI GENÇLERIN HAYALLERINI ATÖLYEYE DÖNÜŞTÜRÜYOR   10:10   SELIN İZLERI SILINIYOR: MERSIN BÜYÜKŞEHIR’DEN SAHILLERE 150 KAMYONLUK TEMIZLIK OPERASYONU   09:55   3 YıL GEÇTI, HATAY HÂLÂ AYAKTA KALMA MÜCADELESINDE: KONTEYNER KENTTE HAYAT DURDU   09:50   HATAY’DAN ÇARPıCı ÇAĞRı: “VAN’DA 6 YıL UZATıLAN MÜCBIR SEBEP, ASRıN FELAKETINDE 3 YıLDA BITIRILDI”   09:23   BERAT KANDILI’NDE MERSIN’DE GÖNÜLLERI ISıTAN PAYLAŞıM: BÜYÜKŞEHIR’DEN 13 İLÇEDE 15 BIN KANDIL SIMIDI   09:14   TARSUS’TA BERAT KANDILI’NIN BEREKETI SOKAKLARA TAŞTı   07:56   SAADET PARTISI’NDE MERSIN MESAJı: BOZYAZı VE ANAMUR KONGRELERINE YOĞUN KATıLıM   16:36   BEYLIKDÜZÜ BELEDIYE BAŞKAN VEKILI ÇEBI: "BAŞKANıMıZ SAYıN MEHMET MURAT ÇALıK’A YÖNELIK UYGULAMALARA ARTıK SON VERILMELI"   16:35   ÖZGÜR ÖZEL GAZIANTEP’TE... ÖZGÜR ÖZEL’DEN ERDOĞAN’A: "SANDıK GELIYOR, HESAP ORADA GÖRÜNECEK"  
 
     
   

ÖHD ve TUHADFED`den hasta tutuklulara ilişkin ortak açıklama: Hapishanelerde uygulanan ayrımcı ve keyfi uygulamalara derhal son verilmelidir


Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) ile Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuk Dayanışma Dernekleri Federasyonu (TUHAD-FED) hasta tutuklular ve şartlı tahliyesi engellenen tutuklulara ilişkin ortak basın açıklaması yaptı. Açıklamada, "Bugün Türkiye`de barışçıl çözüm yollarının önünü açmak, toplumun tüm kesimlerinin eşit yurttaşlık temelinde bir arada yaşamasını sağlamak ve hukukun üstünlüğünü yeniden inşa etmek için, başta hapishaneler olmak üzere tüm devlet kurumlarında insan haklarına saygılı bir reform süreci başlatılmalıdır. Hapishanelerde uygulanan ayrımcı ve keyfi uygulamalara derhal son verilmelidir" ifadesini kullandı.

 

Tarih : 7 Mayıs 2025 Çarşamba 20:03   Okunma : 1968

(ANKARA)- Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) ile Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuk Dayanışma Dernekleri Federasyonu (TUHAD-FED) hasta tutuklular ve şartlı tahliyesi engellenen tutuklulara ilişkin ortak basın açıklaması yaptı. Açıklamada, "Bugün Türkiye`de barışçıl çözüm yollarının önünü açmak, toplumun tüm kesimlerinin eşit yurttaşlık temelinde bir arada yaşamasını sağlamak ve hukukun üstünlüğünü yeniden inşa etmek için, başta hapishaneler olmak üzere tüm devlet kurumlarında insan haklarına saygılı bir reform süreci başlatılmalıdır. Hapishanelerde uygulanan ayrımcı ve keyfi uygulamalara derhal son verilmelidir" ifadesini kullandı.

Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Ankara Şubesi ve TUHADFED Ankara Şubesi, Sakarya Caddesi`nde hasta tutuklular ve şartlı tahliyesi engellenen tutuklulara ilişkin verileri açıkladıkları bir basın açıklaması yaptı. 

Açıklamayı okuyan ÖHD Ankara Şube Üyesi Avukat Sidal Bayrak, şunları söyledi:

"Türkiye`deki hapishanelerde uygulanan ağır tecrit, keyfi infaz uygulamaları, hasta mahpusların sağlığa erişim ve yaşam hakkının ihlali ve özellikle ağırlaştırılmış müebbet hapis rejimiyle sürdürülen insanlık dışı uygulamalar, insan haklarına dayalı hukuk devletinin temel ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. Hukukun üstünlüğünün ve insan onurunun sistematik biçimde ihlal edildiği bu koşullarda, adalet sistemi büyük bir meşruiyet krizindedir.

Hapishanelerde binlerce hasta mahpusun tedavisini bizzat yürüten doktor ve hastanelerin raporları, Adalet Bakanlığı`nca belirlenen tam teşekküllü hastane olsa bile Adli Tıp Kurumu tarafından onaylanmadıkça geçerli olmamakta ve Adli Tıp Kurumu bir tekel haline gelmiş durumdadır. Adli Tıp Kurumu, yapısı itibariyle tarafsız ve bağımsız karar vermeye elverişli olmadığı gibi, aynı zamanda bürokratik işleyişi nedeniyle hasta mahpuslara aylarca zaman kaybettirmektedir. Bu yaklaşım, AİHM`in karalarında tanımladığı üzere, işkence veya insanlık dışı muamele olarak değerlendirilmektedir. Nitekim, yaşamını yitiren ya da hastalıkları geri dönüşsüz ilerleyen çok sayıda mahpus, devletin sağlık hakkını ve yaşam hakkını ihlal ettiğinin somut göstergesidir.

Hasta mahpuslara ilişkin mevzuatta hiçbir değişiklik yapılmaması, hasta mahpusların cezasının tehirine ilişkin süreçte ayrımcılık yapılması, hasta mahpusların uygun ve yeterli tedavi olanaklarına sahip olmaması, tedavi süreçlerinin ayrı bir cezaya dönüşmesi idarenin ve Bakanlıkların sorumluluklarını yok sayamayacağı bir gerçeklik olarak karşımızda durmaktadır.

"İç Anadolu Bölgesi`nde 74 hasta mahpus bulunuyor"

İç Anadolu Bölgesi`nde bulunan hapishanelerde toplam 74 hasta mahpus bulunmaktadır. Paylaştığımız verilerde yer alan mahpuslardan 11`inin durumunun ağır olduğu tespit edilmiştir. Ancak birçok mahpusun hasta dosyasına erişilememesi, mahpusların hastaneye sevklerinin geciktirilmesi, hiç yapılmaması ya da insanlık onuruna aykırı bir şekilde dayatılan ağız içi arama uygulamasını ve kelepçeli muayeneyi kabul etmeyen mahpusların hastaneye gitmeyi bu sebeple reddetmesinden ötürü mahpusların tanı süreçlerinin tamamlanamaması sebebiyle hastalıklarının derecelendirilmesi yapılamamıştır. Türkiye hapishanelerinde bulunan hasta mahpusların tedaviye erişimlerinin önündeki engeller kaldırılmalı, ağır hasta mahpuslar infaz erteleme talepleri kabul edilerek, derhal tahliye edilmelidir. Adli Tıp Kurumu`nun tek otorite olması uygulamasına son verilmeli, bilimsel ve tarafsız kurulların görüşleri esas alınmalıdır.

"Kural hakkın engellenmesine dönüşmüştür"

İnfazı dolmuş, tahliye edilmesi gereken birçok mahpus, hapishane idarelerinin veya İdare ve Gözlem Kurulları`nın keyfi kararlarıyla tahliye edilmeyerek özgürlüklerinden alıkonulmaktadır. Toplam 46 mahpusun şartlı tahliyesi engellenmiştir. Bu hapishanelerden Sincan Kadın Kapalı Hapishanesinde istisnasız tüm kadın mahpusların kurul kararları `pişmanlık` dayatması nedeniyle olumsuz sonuçlanmakta ve hiçbir kadın mahpus şartlı tahliye gününde özgürlüğüne kavuşamamaktadır. Benzer şekilde Karabük Hapishanesi`nde de bugüne dek yalnızca bir mahpusun şartlı tahliyesi uzatılmamıştır. Bu hapishanelerde tahliye istisnaya, kural ise hakkın engellenmesine dönüşmüştür.

İnfaz sürelerinin belirsizleşmesi, hem özgürlük ve güvenlik hakkının hem de adil yargılanma hakkının ihlalidir. Kuralsız ve keyfi şekilde uygulanan infaz politikaları, devletin cezalandırma gücünü sınırsız bir şekilde kullanmasına olanak tanımakta, bu da temel hak ve özgürlüklerin açıkça gasp edilmesi anlamına gelmektedir. İdare ve Gözlem Kurullarının keyfi uygulamalarına derhal son verilmelidir.

Sayın Öcalan`a yönelik ağırlaştırılmış tecrit uygulaması, yalnızca bireysel bir hak ihlali değil; Türkiye`nin demokratik geleceği ve barış süreci açısından da ciddi bir engel oluşturmaktadır. Bu çağrının karşılık bulabilmesi, İmralı tecrit sisteminin kaldırılması ve Sayın Öcalan`ın toplumsal barışa katkı sunabileceği koşulların yaratılmasıyla mümkündür.

Bugün Türkiye`de barışçıl çözüm yollarının önünü açmak, toplumun tüm kesimlerinin eşit yurttaşlık temelinde bir arada yaşamasını sağlamak ve hukukun üstünlüğünü yeniden inşa etmek için, başta hapishaneler olmak üzere tüm devlet kurumlarında insan haklarına saygılı bir reform süreci başlatılmalıdır. Hapishanelerde uygulanan ayrımcı ve keyfi uygulamalara derhal son verilmelidir. Bizler, tüm toplumu ve kamuoyunu bu hak ihlallerine karşı duyarlılık göstermeye, demokratik hukuk devleti mücadelesine destek olmaya ve sorumluluk almaya çağırıyoruz."

"Hasta tutsakların yeri hastane olana kadar mücadelemize devam edeceğiz"

Yapılan açıklamanın ardından bir konuşma yapan DEM Parti Şanlıurfa Milletvekili Dilan Kunt Ayan ise şöyle konuştu:

"Meclis`e geleceği söylenen 10`uncu Yargı Paketi`nde mutlak suretle hasta tutsaklara dair hukuki ve yasal adımların derhal yer alması gerektiğini ifade ediyoruz. Mevcut siyasal iktidar her kurumu siyasallaştırmışsa bugün de adli tıp kurumları aynı görevi üstlenmiştir. Siyasal iktidar, idari gözlem kurullarıyla tutsakların cezalarını ağırlaştırarak bu hukuksuz kararlara imza atmaktadır. Bizler bulunduğumuz her yerde bu antidemokratik tutuklamalara, hasta tutsakların sesi olacağımıza bir kez daha destek olacağımızı söylüyoruz. Derhal hasta tutsakları serbest bırakacak düzenlemelerin yapılmasını istiyoruz. Bunun için DEM Parti olarak, mücadelemizi sürdüreceğiz ta ki hasta tutsakların yeri hastane olana kadar." 






Paylaş :
Etiketler :  

Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

Yapılan yorumlarda IP Bilgileriniz kayıt altına alınmaktadır..!





  GÜNCEL HABERLER

 
  FLAŞ HABER
   
  YAZARLAR
 


 
  EN ÇOK OKUNANLAR
  • Bu Ay
  • Bu Hafta
  • Dün
  • Bugün
 
 


  SOSYAL MEDYA


  GAZETELER
 
 

 







mersinerji.com
ANKA Haber Ajansı
Abonesidir

 
 
ANASAYFA İLETİŞİM KÜNYE HABER ARŞİVİ GİZLİLİK İLKELERİ

 
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz..!
altioksiyaset.com © Copyright 2017-2026 Tüm hakları saklıdır..! İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz..!

URA MEDYA