Balıkesir’in İvrindi ilçesine bağlı Akçal Mahallesi’nde hayata geçirilmek istenen kalker ocağı ve kırma-eleme tesisi projesi, yargıya taşındı. Balıkesir Valiliği’nin 9 Ocak’ta verdiği “ÇED Olumlu” kararına karşı; Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği, Ayvalık Tabiat Derneği, Burhaniye Çevre Platformu Derneği, Gökçeyazı Türkmen Dağı Çevre Koruma ve Dayanışma Derneği ile bölge sakinleri Balıkesir Nöbetçi İdare Mahkemesi’ne başvurdu.
Dava dilekçesinde, Uluova İnşaat AŞ tarafından planlanan projenin çevreye telafisi imkânsız zararlar vereceği belirtilerek, kararın iptali ve öncelikle yürütmenin durdurulması talep edildi.
Yerleşim Yerine 260 Metre: “Patlatma Köylüler İçin Ölüm Fermanı”
Dilekçede, proje alanının yerleşim yerlerine yalnızca 260 metre uzaklıkta olduğuna dikkat çekilerek, kullanılacak patlatma yönteminin hem insanlar hem de bölgedeki canlı yaşamı açısından ciddi risk oluşturduğu vurgulandı.
Proje tanıtım dosyasında yer alan “yakın çevrede yerleşim birimi olmadığı için görüntü kirliliği oluşmayacak” ifadesinin gerçeği yansıtmadığı belirtilirken, planlanan faaliyet için açık şekilde “ekoyıkım suçu” tanımı kullanıldı.
10 Hektarlık Orman Alanında Yıllık 495 Bin Ton Üretim
Projeye göre 10,01 hektarlık alanda yılda 495 bin ton kalker ve pasa üretimi yapılması planlanıyor. Bunun 395 bin tonunun kırma-eleme tesisinde işleneceği, 100 bin tonunun ise tüvenan olarak kullanılacağı belirtiliyor.
Ancak dava dilekçesinde, söz konusu alanın büyük bölümünün orman vasfında olduğu ve tarım arazilerini de kapsadığı ifade edildi. Ormanların karbon yutak alanı olduğu, su toplama havzası işlevi gördüğü ve ekosistem açısından hayati önemde bulunduğu vurgulanarak şu değerlendirmeye yer verildi:
“Önce ağaçlar kesilecek, bitki örtüsü kazınacak, ardından patlatmalarla kalker çıkarılacak. Bu süreç ormanı tamamen yok edecek. ÇED raporlarında rehabilitasyon taahhüt edilse de uygulamada bu mümkün olmamakta, geriye kalıcı yıkım alanları kalmaktadır.”
Dilekçede ayrıca, tozlaşma ve titreşim nedeniyle etkinin yalnızca proje sahasıyla sınırlı kalmayacağı, çevredeki ormanlık alanlara da yayılacağı ifade edildi.
Sit Alanları ve Kümülatif Etki Değerlendirilmedi
Başvuruda, proje çevresindeki arkeolojik, tarihi ve doğal sit alanlarının yeterince incelenmediği; ayrıca bölgede halihazırda bulunan diğer madencilik ve enerji projeleriyle birlikte oluşacak kümülatif etkinin göz ardı edildiği öne sürüldü.
ÇED sürecinin yalnızca Proje Tanıtım Dosyası üzerinden yürütüldüğü, halkın katılım toplantısı yapılmadığı ve İnceleme Değerlendirme Komisyonu oluşturulmadığı da dilekçede yer aldı. Bu durumun hem ÇED mevzuatına hem de sürecin şeffaflık ilkesine aykırı olduğu savunuldu.
“Sağlıklı Çevrede Yaşama Hakkı İhlal Ediliyor”
Dava dilekçesinde Anayasa ve Çevre Kanunu’nun ilgili maddelerine atıf yapılarak, yurttaşların sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkının ihlal edildiği belirtildi. Telafisi güç zararların önlenmesi için öncelikle yürütmenin durdurulması, ardından kararın iptali talep edildi.
“Türkmen Dağı’na Dokunma”
Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği tarafından yapılan açıklamada ise şu ifadelere yer verildi:
“Balıkesir İvrindi ilçesi ve Akçal köyü çok ciddi ekolojik yıkımlara maruz kalmıştır. Yeni projelerle bu yıkımlar daha da artacaktır. Tüm Balıkesirlileri ve duyarlı yurttaşları mücadelemize destek vermeye çağırıyoruz. Kazdağı’nın, Madra’nın altı üstünden değerlidir. Türkmen Dağı’na dokunma.”