7 Ocak 2026 Çarşamba


15:46   GÜLCAN KıŞ: “BU MALI DISIPLIN DEĞIL, BELEDIYELERE YÖNELIK SIYASI CEZALANDıRMADıR”   15:45   GÜL ÇIFTCI BINICI: "SEÇMENLERIN SERBEST IRADELERI DıŞıNDA KIŞISEL VERILERININ BIR SIYASI PARTI ÜYELIĞINE ÇEVRILMESI TAM BIR IRONIDIR"   15:42   DILEK KAYA İMAMOĞLU’NDAN DEMOKRASI VE ADALET VURGUSU: “DEMOKRATIK BIR HUKUK DEVLETINDE IKTIDARıN TEK MEŞRUIYETI SANDıKTıR”   15:42   AK PARTI GRUP TOPLANTıSı... CUMHURBAŞKANı ERDOĞAN, AK PARTI’YE KATıLAN ÜÇ MILLETVEKILINE ROZETLERINI TAKTı   15:40   SURIYE ORDUSU, HALEP’TEKI SDG MEVZILERINI MEŞRU HEDEF ILAN ETTI   13:31   BÜYÜKŞEHIR İTFAIYESI İLE MERSIN DAHA DA GÜVENLI   10:01   “CDP’DEN A- SKORUYLA MERSIN: KÜRESEL İKLIM MÜCADELESINDE LIDER KENT”   07:24   MERSIN’DE ÇIÇEKÇILER ODASı YENI DÖNEME GÜÇLÜ BAŞLADı   23:55   “CHP MERSIN’DEN AKDENIZ’DE MAHALLE MAHALLE DAYANıŞMA VE ÇÖZÜM SEFERBERLIĞI”   20:17   ÖZGÜR ÖZEL’DEN YAPAY ZEKÂ PROVOKASYONUNA SERT TEPKI: “HODRI MEYDAN, BU ÜLKEDE NE SEÇILENE NE SEÇENE DOKUNDURTURUZ”   19:48   ÖZGÜR ÖZEL’DEN ABD’YE SERT ÇıKıŞ: “TRUMP DÜZENI DÜNYA DÜZENI OLAMAZ, BU HAYDUTLUĞA KARŞı SUSULAMAZ”   19:44   AVRUPA’DAN GRÖNLAND MESAJı: “KARAR YETKISI YALNıZCA DANIMARKA VE GRÖNLAND HALKıNıN”   19:38   BM GÜVENLIK KONSEYI’NDE ABD’YE SERT TEPKI: “MADURO’NUN KAÇıRıLMASı ULUSLARARASı HUKUKA DARBEDIR”   19:30   ÖZGÜR ÖZEL’DEN SERT ÇıKıŞ: “7 KEZ ŞIKÂYET ETTIK, MAL BILDIRIMINE BAKıN ARTıK!”   19:04   ÖZGÜR ÖZEL’DEN TÜİK VE IKTIDARA SERT ÇıKıŞ: “TÜRKIYE SOSYAL PATLAMANıN EŞIĞINDE, EMEKLIYI BU HALDE BıRAKAMAYıZ”   19:01   MEZITLI’DE ÇEVRECI DÖNÜŞÜM: GÜNEŞ ENERJILI KAPALı SEMT PAZARı HIZMETE AÇıLDı   18:54   TOROSLAR’DA MERDIVEN ALTı ŞALGAM İMALATHANESINE MÜHÜR: 10 TON SAĞLıKSıZ ÜRÜN İMHA EDILDI   18:42   MERSIN’DE ÇOCUKLARA GÜÇLÜ MESAJ: ZORBALıĞıN PANZEHRI EMPATI!   09:25   AKİB, 2025’TE 16,8 MILYAR DOLARLıK İHRACATLA GÜCÜNÜ KANıTLADı   09:18   MERSIN’DE ÇÖZÜMÜN ADRESI: TEKSIN 2025’TE 1 MILYON 250 BIN ÇAĞRıYı YANıTLADı  
 
     
 
 
image

Okunma : 138  Tarih : 11.12.2024  E-Mail : fatihberkil@hotmail.com

 
Ramazan  Kara.

Tutum, Yatırım ve Yerli Malları Haftası

  TUTUM, YATIRIM VE YERLİ MALLARI HAFTASI
  Çoğunuzun bildiği gibi her yıl; 12-18 Aralık tarihleri arasında “Tutum, Yatırım ve Türk Malları Haftası” kutlanır.
  Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün; 12 Aralık 1929’da, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde , “Ulusal Ekonominin geliştirilmesi, yerli malları kullanmanın bu gelişmeye yapacağı olumlu katkılar ve tutumlu olmanın hem gerekliliği hem de önemi” üzerinde yaptığı konuşma nedeniyle 1946 yılında  “Yerli Malı Haftası” kutlanmaya başladı.
  Daha sonraki yıllarda, bu haftanın adı “Tutum, Yatırım ve Türk Malları” haftası olarak değiştirildi.
  Bizlerin çocukluğunda ve ilk gençlik yıllarımızda; bu hafta başlayınca tamamı yerli üreticilerimizin ürettiği ürünleri okulumuza getirir, sınıfça eşit olarak paylaşıp tüketirdik.
  Hemen arkasından öğretmenlerimizin hafta ile ilgili yaptıkları konuşmaları dikkatle dinler ve anlayıp uygulamaya çalışırdık.
  Daha sonraki yıllarda; bu haftayı, yerli ürünlerimiz yerine ithal ürünleri tüketerek kutlamaya başlayınca bence, haftanın eski önemi kalmadı.
  Kendi topraklarımızda ürettiğimiz ürünlerin tohumlarını bile ithal eder duruma geldik çünkü.
  Başkalarından aldığımız tohumlarla yaptığımız yerli üretimi de plansız programsız yapınca bugün, 11 yıl önce domates fiyatları epey yükseldiğinde yazmış olduğum bir yazıyı sizlerle paylaşma gereği duydum.
  DOMATES GÜNLERİNE DOĞRU
  53 yaşındayım. Yaklaşık 40 yıldır, ülkemdeki gelişmeleri yakından izlerim.
  Özellikle 35 yıldır. Her geçen gün garipliklerin arttığını gördüğüm halde gene de izlemeyi sürdürenlerdenim.
  Bu gariplikleri yalnızca uzaktan bakıp izleyenlerden değil ayrıca çözüm önerileri de sıralayabilenlerden biriyim.
  Yazımızın başlığına yerleşen "domatesle başlayalım" diye düşündüm.
  Domates bir sembol aslında.
  Buradaki domates yalnızca domatesi değil aynı zamanda diğer sebzeleri ve meyveleri de temsil etmektedir.
  Bugün domateste yaşananlar yarın patlıcanda, elmada.... yaşanabilir çünkü.
  Her mevsimde istediğimiz kadar domatesi üretebileceğimiz bir ülkemiz olduğu gibi üreteceğimiz domatesleri, yılın her gününde neredeyse belirli bir ücretten tüketebilecek koşullarımız da var.
  Bu iş öyle sanıldığı gibi zor bir iş de değil üstelik.
  İlkbahar, yaz, sonbahar mevsimlerinde, ülkemizin çeşitli yerlerinde, tarlada yetişen sebzeleri üretebiliyoruz.
  Aynı sebzelerimizi kış aylarında da seralarımızda üretmekteyiz.
  Bundan sonrası, ülkemizin tarım politikalarının doğru belirlenmesine bağlı.
  Mevsimlere göre hangi bölgeye ne kadar domates, ne kadar patlıcan, ne kadar biber, ne kadar salatalık vb. ekileceği konusunda çiftçilerimizin yönlendirilmesine bağlı.
  Böylece hem üretici daha çok ürünle daha çok gelir elde edebilir hem de tüketici fazla fiyat farkı yaşamadan alışveriş yapabilir.
  Yoksa üretici yaz aylarında domateslerini tarlada çürümeye terk etmeyi sürdürür, hanımlarımız da kış aylarında "altın günleri" yerine "domates günleri" yapmaya başlar.
  Tarım ve hayvancılık için çok elverişli ülkelerden biri olduğumuz halde, hayvancılığı yok edip dışarıdan canlı veya cansız et almaya başlayan biz, çok yakında "dışarıdan domates alma başarısını(!)" da gösteririz herhalde.
  Nasıl ki bir tarım ülkesi olmakla birlikte, dışarıdan tohum alacak kadar zevkliysek, nasıl ki köylülerimiz, kuş gribini sonbaharda otların ilk çıktığı birkaç hafta, tavuklarını kümesten dışarıya çıkarmayarak önlediği halde bizler binlerce tavuğu katlederek yok etmeyi başardıysak bunu da yapabiliriz.
  Nasıl ki, pamuk ovası olan Çukurova'da pamuk üretimini, buğday deposu olan Konya Ovası'nda buğday üretimini yok ettiysek, inanın bunu da başarabilecek güçteyiz.
  Ormanlarımızı, yerleşim yerleri açmak için yakıp dışarıdan kereste almayı başaran bir toplumuz biz.
  Kanalizasyonlarımızı; ırmaklarımıza, denizlerimize boşaltacak kadar seviyoruz doğayı.
  Doğal güzelliklerimize Hidroelektrik Santralleri kurabilecek kadar akıllı değil miyiz?
  Hayvanlarımızı, eziyet ve tecavüz edecek kadar seven bireyleri barındıran bir toplum değil miyiz?
  Üç yanı denizlerle çevrili ülkemizde, bu denizlere akan onlarca akarsuyumuz olduğu halde, "Su akar, deli bakar" sözünün gereği için bile olsa aklını başına toplaması gereken, bu suları değerlendirip küresel ısınma nedeniyle susuz kalma korkusu yaşamaması gereken bizler değil miyiz?
  Zenginlerin altın günlerine karşı, açların domates günlerine doğru yönelmemizin nesi garip?(10.12.2013)




 
  YAZARIN ARŞİVİ
 
 
 
  YORUMLAR
 
 
  YORUM YAZIN
 
Adınız Soyadınız :

Yorumunuz :

Güvenlik Kodu : Güvenlik Kodu
Kod :

 








 
  FLAŞ HABER
   
  YAZARLAR
 


 
  EN ÇOK OKUNANLAR
  • Bu Ay
  • Bu Hafta
  • Dün
  • Bugün
 
 


  SOSYAL MEDYA


  GAZETELER
 
 

 







mersinerji.com
ANKA Haber Ajansı
Abonesidir

 
 
ANASAYFA İLETİŞİM KÜNYE HABER ARŞİVİ GİZLİLİK İLKELERİ

 
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz..!
altioksiyaset.com © Copyright 2017-2026 Tüm hakları saklıdır..! İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz..!

URA MEDYA