DEM Partili Varli, Rojin Kabaiş'in şüpheli ölümüyle ilgili soruşturmaya ilişkin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ve Adalet Bakanı Yılmaz Tunç'un yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı'na soru önergesi verdi. Varli, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, Rojin Kabaiş’in şüpheli ölümüyle birlikte binlerce kadın cinayeti ve şüpheli kadın ölümünün hala aydınlatılamadığını belirterek, "2025 yılı boyunca artan kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümleri, iktidarın kadınların yaşam hakkını nasıl göz ardı ettiğini bir kez daha gözler önüne sermektedir" ifadelerini kullandı.
Varli, Rojin Kabaiş’in 27 Eylül 2024’te kaldığı yurttan ayrıldıktan sonra kaybolduğunu, kayboluşundan 18 gün sonra Van Gölü Molla Kasım Sahili’nde cansız bedeninin bulunduğunu hatırlattı. Aradan aylar geçmesine rağmen ölümün hala aydınlatılamadığını belirten Varli, soruşturmanın etkin, bağımsız ve şeffaf biçimde yürütülmediğine dair kamuoyunda ciddi kuşkular bulunduğunu ifade etti.
Soruşturma dosyasında iki erkeğe ait olduğu açıklanan DNA örnekleri ile bir kadına ait olduğu belirtilen atletteki kan örneğinin kime ait olduğunun hala tespit edilmediğine dikkat çeken Varli, delil toplama ve inceleme süreçlerindeki eksikliklerin ciddi soru işaretleri yarattığını kaydetti. Ayrıca Rojin Kabaiş’e ait cep telefonunun, kaybolmasından bir yıldan fazla süre sonra İspanya’ya gönderildiğinin açıklanmasının, soruşturmanın seyrine ilişkin yeni ve vahim sorular doğurduğunu belirtti.
Varli, kaybolma sürecinden itibaren ilk sorumlu merci konumundaki yurt yönetiminin aileye geç haber vermesi başta olmak üzere rolüne dair iddiaların kamuoyuna yansıdığını hatırlattı. Buna karşın Van Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yurt yetkilileri hakkında istenen soruşturma izninin, Van Valiliği İl İdare Kurulu tarafından reddedildiğini belirten Varli, bu kararın cezasızlık politikalarının somut bir örneği olarak değerlendirildiğini aktardı. Van Barosu’nun da kararın yaşam hakkının korunması yükümlülüğüne ve etkin soruşturma ilkesine aykırı olduğunu açıkladığını kaydeden Varli, Türkiye’de son beş yılda en az 1267 şüpheli kadın ölümünün kayda geçtiğini, bu dosyaların büyük bir bölümünün hâlâ aydınlatılamadığını belirterek, şüpheli kadın ölümlerindeki artışın tesadüfi olmadığını ifade etti. Etkin ve bağımsız soruşturma yürütülmemesinin, idari izin mekanizmalarının cezasızlığı derinleştirdiğini dile getiren Varli, Rojin Kabaiş dosyasının bu tablonun yalnızca bir örneği olduğunu söyledi.
"Rojin Kabaiş’e ne oldu?"
DEM Partili Varli, şu soruları yöneltti:
"Rojin Kabaiş’e ne oldu? Rojin’in şüpheli ölümü neden aydınlatılmamaktadır? Rojin Kabaiş’in ölümüyle ilgili soruşturmanın bugüne kadar hangi aşamalardan geçtiği ve mevcut durumda hangi noktada olduğu konusunda kamuoyunun bilgilendirilmemesinin gerekçesi nedir? Soruşturma dosyasında yer alan ve iki erkeğe ait olduğu belirtilen DNA örnekleri ile atlette bulunan kan örneğinin kime ait olduğunun hâlâ tespit edilememesinin nedeni nedir? Bu delillerle ilgili hangi adli işlemler yapılmıştır?
Rojin Kabaiş’e ait cep telefonunun, ölümü üzerinden bir yıl geçtikten sonra İspanya’ya gönderilmesinin gerekçesi nedir? Rojin ait olan telefonun incelenmesi için neden bir yıl beklenilmiştir? İspanya’ya gönderilen telefona dair bakanlığınıza yapılan bir dönüş oldu mu? Olduysa kamuoyu ile ne zaman paylaşacaksınız? İlk sorumlu kurum olan yurt yönetiminin, kaybolma ve sonrasındaki süreçteki ihmalleri hakkında neden etkin bir adli ve idari soruşturma yürütülmemektedir?
Rojin Kabaiş’in kaldığı yurdun güvenlik, denetim ve sorumluluklarına ilişkin bugüne kadar herhangi bir idari inceleme yapılmamış olmasının gerekçesi nedir? Van Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından talep edilen soruşturma izninin Van Valiliği İl İdare Kurulu tarafından reddedilmesinin gerekçesi nedir? Kararın hukuki dayanakları nelerdir? Bu kararda hangi somut deliller esas alınmıştır?"