Okunma : 42
Tarih : 14.01.2026
E-Mail : mehmed.ok33@gmail.com
Mehmet OK
Barış Hukuk İle Taçlandırılmalı, Ne İntikam, Ne de Unutuş…!
Türkiye bu süreci nasıl yönetirse barış senaryosu gerçekleşir?
Bu sorunun yanıtı, Türkiye açısından önümüzdeki yılların en stratejik meselelerinden biri.
Gerçek anlamda kalıcı barışın sağlanması, sadece PKK’nın silah bırakmasıyla değil; Kürt meselesinin siyasi, sosyal ve kültürel boyutlarının çözülmesiyle mümkün olur.
Türkiye’nin bu süreci barış senaryosuna dönüştürebilmesi için izleyebileceği adımları, hem güvenlik hem de siyaset düzeyinde özetleyebiliriz….
— Güvenlikte “bitirme” değil, “dönüştürme” stratejisi
- Türkiye’nin son yıllarda yürüttüğü yoğun operasyonlarla PKK ciddi ölçüde zayıflatıldı.
Şimdi mesele, askeri başarıyı siyasi çözüme tahvil etmek.
- Yani “örgütü yok etmek” hedefinden “örgütü silahsızlandırıp topluma kazandırmak” hedefine geçmek.
- Bu, klasik “terörle mücadele” yerine “terör sonrası yönetim” anlayışını gerektiriyor.
- Güvenlik politikası tamamen terk edilmez, ama askerî öncelik yerine siyasal entegrasyon öncelik kazanır.
— Kısacası:
- PKK’yı bitirmek kadar, PKK’nın doğmasına neden olan şartları ortadan kaldırmak hedeflenmeli.
— Demokratik ve kapsayıcı siyaset alanı açmak
- Kürt vatandaşların meşru siyasi kanallarda kendilerini temsil edebilmesi barışın temeli olur.
- Bunun için:
- Seçilmiş yerel yöneticiler üzerindeki kayyum uygulamaları yeniden gözden geçirilebilir.
- Kürt siyasi partilerinin (örneğin DEM Partisi) şiddetten tamamen uzaklaştığını göstereceği bir “demokratik güven mekanizması” kurulabilir.
- Yerel yönetimlerde daha fazla özerklik değil, yerindenlik (decentralization) esas alınabilir.
- Böylece “silahla değil sandıkla temsil” anlayışı güçlenir.
— Kısacası:
- Devlet, Kürt siyasetini bastırmak yerine, onu meşru alanda güçlendirmeli.
— Hak temelli reformlar ve toplumsal onarım
- Silah bırakma süreci, sahadaki eylemin bitmesi kadar, psikolojik barışın kurulmasıyla tamamlanır.
- Türkiye’de Kürt meselesi kimlik, dil, hafıza, eşit yurttaşlık gibi derin toplumsal alanlara dayanıyor.
- Bu nedenle:
- Kürtçe eğitim, kültürel haklar ve yerel medya üzerindeki kısıtlamalar kaldırılabilir.
-“Toplumsal yüzleşme” veya “hakikat komisyonu” gibi yapılar oluşturularak geçmişin acıları sembolik biçimde onarılabilir.
- Devlet, “Kürt vatandaş da bu ülkenin asli unsurudur” mesajını hem dilinde hem pratiğinde görünür kılmalı.
— Kısacası:
- Barış, yalnızca askerî değil, toplumsal rehabilitasyonla mümkün olur.
— Öcalan ve örgüt tabanı ile kontrollü diyalog
- Öcalan’ın 2025’te yaptığı “silahları bırakın” çağrısı, örgüt tabanı için hâlâ en güçlü motivasyon kaynaklarından biri.
- Türkiye, doğrudan pazarlık değil ama kontrollü iletişim kanalları (örneğin devlet gözetiminde temas mekanizması) kurabilir.
- Bu, örgüt tabanının “devlete güven” duygusunu artırır, sürecin sabote edilmesini zorlaştırır.
— Kısacası:
- Diyalog gizli değil, şeffaf ve sınırlı bir zeminde yürütülmeli; amaç pazarlık değil, toplumsal geçiş olmalı.
— Bölgesel koordinasyon (Suriye–Irak boyutu)
- PKK’nın tamamen çözülmesi için Suriye ve Irak’taki uzantı yapılarla (PYD, YPG vb.) diplomatik denge kurulmalı.
- Türkiye, Kürtlerin bu bölgelerdeki varlığını “tehdit” değil, kontrol edilebilir siyasi gerçek olarak yönetmeli.
- Bunun için:
- Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (Barzani yönetimi) ile stratejik işbirliği derinleştirilmeli.
- ABD ve Avrupa’ya “PKK sonrası yeni bölgesel istikrar planı” sunulabilir.
- Suriye’de, PYD’nin PKK’dan ayrışmasını teşvik eden diplomatik baskı kurulabilir.
— Kısacası:
- PKK sonrası dönem, Türkiye için diplomatik fırsat dönemine çevrilebilir.
— Kamuoyu dili ve toplumsal iletişim
- Toplumun önemli bir kısmı hâlâ “PKK = Kürtler” algısına sahip.
- Bu algının değişmesi, barışın toplumsal ayağıdır.
- Devletin, medyanın ve siyasetçilerin dili bu konuda belirleyici olur:
- “Kürt sorunu yoktur” yerine “Kürt vatandaşlarımızla birlikte demokratik Türkiye’yi inşa ediyoruz” gibi pozitif bir söylem benimsenebilir.
- Barış süreci şeffaf, kapsayıcı, ulusal bir diyalog olarak yürütülmeli.
— Kısacası:
- Güvenlik kadar hikâye yönetimi de önemli, barışın hikâyesi anlatılmazsa, toplum desteklemez.
— Hukuki altyapı ve yeniden entegrasyon
- Silah bırakan veya örgütten ayrılan kişilere yönelik “af değil, şartlı entegrasyon” mekanizması kurulabilir.
- Norveç, Kolombiya gibi örneklerde olduğu gibi “silah bırakan militanlara toplumda yer açan” modeller Türkiye’ye uyarlanabilir.
- Aynı zamanda, geçmişte işlenen suçlar için adaletin sağlanması da sürecin meşruiyetini güçlendirir.
— Kısacası:
- Barış, hukukla taçlandırılmalı, ne intikam ne unutuş.