Kirmir Çayı havzası ile Köroğlu Dağları arasında planlanan "Sepiyolit Madeni Ocağı Projesi"ne ilişkin yapılacak İnceleme Değerlendirme Komisyonu (İDK) toplantısı öncesinde; Beypazarı ve Güdül ilçelerinden gelen köylüler ile TEMA Vakfı Ankara Yönetimi, Kırsal Çevre Derneği'nin aralarında bulunduğu çok sayıda çevre platformu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı önünde eylem yaptı. İYİ Parti Ankara Milletvekili Yüksel Arslan ve İYİ Parti Ankara İl Teşkilatı da eyleme katılarak destek verdi.
Eyleme katılan vatandaşlar, "Toz değil temiz hava istiyoruz", "Köyüme, sağlığıma ve geçimime dokunma", "Tarlalarımız ve meralarımız yok olmasın" yazılı dövizler ve Türk bayrakları taşıyarak "Uluç'ta maden istemiyoruz" sloganı attılar.
Karataş:"Topraklarımızı, meralarımızı Bağlarımızı, bahçelerimizi terk etmeyeceğiz"
Uruşlular Derneği Başkan Yardımcısı Mustafa Karataş; tarım, hayvancılıık ve temiz su kaynaklarına erişiminin "milli güvenlik" meselesi olduğunu ifade ederek, şunları dedi:
"Bilmenizi isteriz ki, bizim meselemiz köylünün de şehirde yaşayanın da toplumdaki her kesimin meselesidir. Bize diyorlar ki, ekim alanlarınızı, meralarınızı, su kaynaklarınızı elinizden alacağız. Nereye giderseniz gidin. Tarımdan, hayvancılıktan geçimini sağlayan binlerce insan da umrumuzda değil. Size de diyorlar ki, ekmeğinizi, etinizi, meyvenizi, sebzenizi dışarıdan ithal ederiz. Biraz pahalı GDO'lu falan yersiniz ama maden şirketlerinin canı sağ olsun. Biz bu duruma isyan ettik. Kaybedecek zamanımız, verilecek taviz yok dedik ve mücadeleye başladık. 'ÇED gerekli değildir' denilerek oldu bittiye getirmeye çalışıldı. Ancak yargı eliyle idari işlemin hukuksuz olduğuna karar verildiği gibi hukuk mücadelemizdeki haklılığımızda tescillendi. Atalarımızın emaneti olan doğamızı, suyumuzu, havamızı, çocuklarımıza miras bırakmaya kararlıyız. Şunu iyi anlasınlar ki Beypazarı ve Güdül olarak madencilere verilecek bir karış toprağımız yoktur. Topraklarımızı, meralarımızı, bağlarımızı, bahçelerimizi terk etmeyeceğiz."
Özer: "Biz bugün bu kararın doğanın lehine, halkın lehine, bu ülkenin ulusal çıkarları lehine çıkmasını bekliyoruz"
TEMA Ankara Temsilcisi Nevzat Özer de toprağın kutsallığına dikkati çekerek, şunları söyledi:
"Binlerce yıldır bu topraklarda kadim bir halk yaşıyor. Buğday yetiştiriyor, arpa yetiştiriyor, nohut yetiştiriyor, et, süt yetiştiriyor. Bu toprakları biz 3-5 yıllık bir şirketin çıkarı için feda edemeyiz. Toprak kutsaldır. Bu topraklarda Devlet Su İşleri sulama yatırımları yapmış. Dümdüz birinci sınıf olabilecek tarımsal sit karakterli bir ovayı bir şirketin çıkarları için ne yazık ki feda etmek gibi bir riskle karşı karşıyayız. Bugün burada bu binada bunun kararını vereceğiz. Ya bu topraklar bu insanlara yurt olmaya devam edecek, üretecek, bu halkı besleyecek ya da bir avuç şirketi zengin edip o köyü yaşanmaz hale getirecek. Biz bugün bu kararın doğanın lehine, halkın lehine, bu ülkenin ulusal çıkarları lehine çıkmasını bekliyoruz."
Uz: "Biz para peşinde değil, temiz gıdanın peşindeyiz"
Uruş Mahalle Muhtarı Murat Uz, mahallelilerin Sepiyolit Madeni Ocağı Projesi'ni istemediklerini belirterek, şöyle konuştu:
"Uyduruk bir ÇED dosyasıyla karşımıza geldiler. Bize, ‘Bu toprakları terk edin, üretmeyin; gidin, topraklarınızı satın, Ankara’dan üçer beşer daire alın. Parasını rahatça oturup yiyin’ diyorlar. Biz para peşinde değil, temiz gıdanın peşindeyiz. Biz üretimin peşindeyiz. Ekmeğimizin peşindeyiz. Onun için buradayız, haykırıyoruz. Duyun devlet büyüklerimiz, duyun Sayın Cumhurbaşkanı bu halkın sesini. Durdurun bu projeyi, bitirin bu zulmü. Biz artık üretirken korkarak yaşamak istemiyoruz."
Arslan: "Rant anlayışı, binlerce insanı yok sayarak madenciler üzerinden Anadolu topraklarını perişan etti"
"Yanlış tarım politikaları ve masa başında alınan kararlar" nedeniyle çiftçinin, köylünün perişan olduğunu söyleyen İYİ Parti Ankara Milletvekili Yüksel Arslan da şunları dedi:
"Hiçbir altyapı düzenlemesi yapılmadan, yanlış tarım politikaları yüzünden Türkiye bugün mercimek ithal eden, saman ithal eden, soğan ithal eden komik bir tabloyla karşı karşıya kaldı. Kendi kendine yeten bir ülkeydik. Bu rant anlayışı, binlerce insanı yok sayarak madenciler üzerinden Anadolu topraklarını perişan etti. İnanın, bunu bilerek yapıyorlar. Uruguay’dan, Güney Amerika’dan canlı hayvan ithal ediyorlar. Anadolu’da binlerce canlı hayvan varken Moğolistan’dan, İran’dan, yakın çevremizden, Türkmenistan’dan ithalat yapılıyor. Dün Meclisde sizin sesiniz oldum. Bunu bütün Türkiye’ye duyuracağız. Sonuna kadar mücadele edeceğiz."
Doğanay: "Bugünkü haklı mücadele, bölgemizin kaderini belirleyecek"
Güdül Belediye Başkanı Mehmet Doğanay, tarihi bir süreçten geçildiğini belirterek, şu şekilde konuştu:
"Bu ÇED raporunun geçmesi demek, iki ilçenin tarımının ve hayvancılığının bitmesi demek. Bizler, bölgede atalarımızdan emanet olan bu toprağı, evlatlarımıza düzgün, sağlıklı ve yaşanılabilir bir şekilde teslim etmek için bugün burada bu mücadeleyi veriyoruz. Güdül, Türkiye’nin 25 sakin ilçesinden biri. Türkiye’nin yerli ve milli değeri olan Ankara tiftik keçisinin de ana vatanı. Zamanında saraylara giden üzümün temeli ise Ören bağlarıdır, 2 bin 500 dönüm sırf üzüm bağı var. Bugünkü haklı mücadele, bölgemizin kaderini belirleyecek. Sonuna kadar hakkımızı arayacağız."
Yıldırım: "ÇED raporları masa başında, halktan kaçırılarak değil; bizzat o toprağın sahibi olan köylünün rızasıyla hazırlanmalıdır"
İYİ Parti Ankara İl Başkanı Yener Yıldırım da ANKA Haber Ajansı'na şu açıklamayı yaptı:
"Bu maden projesi, bölgenin binlerce yıllık eşsiz doğal yapısını geri dönülemez şekilde tahrip edecektir. Yeşilimizi griye, bereketli topraklarımızı moloz yığınlarına çevirmenize izin vermeyeceğiz. Uruş, sadece bir toprak parçası değil; mimarisiyle, gelenekleriyle yaşayan bir tarihtir. Bu maden, köyümüzün sosyal dokusunu bozacak, yüzyıllık komşulukları, köy kültürünü toza dumana katacaktır. İktidar, yıllardır uyguladığı 'yeşili dolar yeşili sanan' anlayışını artık terk etmelidir. Anadolu'nun her karış toprağını şantiye sahası, her deresini HES kaynağı, her dağını maden ocağı olarak gören bu yağmacı zihniyet artık son bulmalıdır. ÇED raporları masa başında, halktan kaçırılarak değil; bizzat o toprağın sahibi olan köylünün rızasıyla hazırlanmalıdır. Beypazarı ve Uruş halkı bu madeni istemiyor. Halkın istemediği, halka rağmen yapılan hiçbir proje meşru değildir."