Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda 6 Şubat depremlerinin tüm yönleriyle araştırılması amacıyla verilen öneri üzerine CHP Grubu adına söz alan CHP Adana Milletvekili, TBMM Başkanlık Divanı Üyesi ve Jeoloji Yüksek Mühendisi Dr. Müzeyyen Şevkin, iktidarın afet politikalarına sert eleştiriler yöneltti. Şevkin, “İnsan yaşamı bir rakam değildir. Ancak Türkiye’de afet yönetimi anlayışı, insan hayatını değersizleştirmiştir” dedi.
“Ülkenin canı, emeği, geleceği ve kaynakları göz göre göre yok ediliyor” diyen Dr. Şevkin, yaşanan büyük yıkımın yalnızca depremin değil; bilimden uzak, plansız ve denetimsiz politikaların sonucu olduğunu vurguladı.
“Depremlerin Ekonomik Bedeli Katlanarak Artıyor”
1999 Marmara depremlerinin ülke ekonomisine yaklaşık 17 milyar dolar maliyeti olduğunu hatırlatan Dr. Şevkin, 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerin maliyetinin Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından 103,6 milyar dolar, TBMM Deprem Komisyonu raporlarında ise 148 milyar dolar olarak ifade edildiğini söyledi.
Hazırlanan kapsamlı raporların Meclis’te yasal karşılık bulmamasını eleştiren Şevkin, bunun Türkiye için telafisi zor bir kayıp olduğuna dikkat çekti.
“Depremzedeler Hâlâ Adalet ve Kalıcı Konut Bekliyor”
Afetlerin yalnızca ekonomik değil, derin bir sosyal adalet krizine de yol açtığını belirten Şevkin, deprem davalarının mağduriyetleri gidermekten uzak kaldığını söyledi.
İktidarın, depremlerin ardından 1 yıl içinde 650 bin konut sözü verdiğini hatırlatan Şevkin, 3 yılın sonunda yalnızca 455 bin kalıcı konutun teslim edilebildiğini belirtti.
Geçici teslimler, kiracıların yaşadığı hak kayıpları, artan inşaat maliyetleri ve yüksek enflasyon nedeniyle binlerce yurttaşın hâlâ barınma sorunuyla karşı karşıya olduğunu vurguladı.
“Hasar Tespitleri ve Rezerv Alanlar Yeni Mağduriyetler Yarattı”
Sağlıksız hasar tespitleri nedeniyle binlerce kişinin hak sahipliği için mahkeme kapılarında süründüğünü söyleyen Dr. Şevkin, davaların uzamasıyla ciddi hak kayıplarının yaşandığını ifade etti.
Rezerv alan uygulamalarının deprem bölgesinde yaşayan yurttaşlar için adeta bir kabusa dönüştüğünü belirten Şevkin, kalıcı afet konutlarının büyük bölümünde üstyapı çalışmalarının dahi tamamlanmadığını söyledi.
Adana’daki afet konutlarını örnek gösteren Şevkin, yeni yapılan yapıların dahi hasar aldığını vurgulayarak denetimsizlik ve plansızlığın altını çizdi.
“Bilimsel, Kamusal ve Katılımcı Bir Afet Yönetimi Şart”
Konuşmasının sonunda çözüm çağrısını yineleyen Dr. Müzeyyen Şevkin, ulusal afet yönetiminin bilimsel, teknik ve kamusal bir anlayışla yeniden yapılandırılması gerektiğini belirtti.
Şevkin;
-
Afet Risk Azaltma Kanunu’nun acilen çıkarılması,
-
Sakınım bantlarının imar planlarına işlenmesi,
-
Deprem vergilerinin gerçek anlamda afet risk azaltma fonu olarak kullanılması,
-
Yerel yönetimler, meslek odaları ve sivil toplumun sürece etkin katılımı
gerektiğini vurguladı.
Ayrıca Afet, Acil Durum ve İklim Değişikliği Bakanlığı kurulması ve “afet suçu”nun Türk Ceza Kanunu’na girmesi çağrısında bulundu.
“İmar barışı gibi uygulamalarla riskli yapıları meşrulaştıran anlayıştan vazgeçilmelidir” diyen Dr. Şevkin, sözlerini şu ifadelerle tamamladı:
“Suçu birbirimize atarak değil, el ele vererek bu ülkeyi afetlerden kurtarabiliriz. Birlikte başaracağız.”